On Üçüncü Ümit .................................................................................. 342
Birinci Dünya Savaşı’nda Rusların Van’ı istilâ edip yakmasıyla şehrin harabeye dönmesi, ahalinin çoğunun şehit olması ve göç ederek kaybolması, Horhor Medresesi’nin yıkılıp vefatıyla “Horhor’un başında duran ve yekpare bir taş olan Van Kalesi”nin memlekette kapanan ve vefat eden bütün medreselerin mezar taşı olarak görünmesi üzerine, Van Kalesi’nin başında, ümitsizliğin ve matemin şiddeti içindeyken, Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan’ın
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُلَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِۚ يُحْي۪ وَيُمِيتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
ayetinin bildirdiği hakikatin tecelli edip o rikkatli, yakıcı, dehşetli halleri yok ettiğini, nazarı ufka, kâinatın ayetlerine çevirdiğini anlatır. Misafir insanların eliyle yazılan sunî bir mektubun silinmesine karşılık, Nakkaş-ı Ezelî’nin her bir harfinde bir kitap yazılı olan silinmez ve solmaz koca kâinat kitabını hediye ettiğini ve okuttuğunu, daha sonra da Horhor Medresesi yerine Isparta’yı medrese yaptığını, ayrılıp giden talebe ve dostların yerine daha çok talebe ve dost verdiğini bildirir. Böylece hikmetinin, rahmetinin ve şefkatinin sırrını gösteren bir Rabb-i Rahîm’in dergâhına yaklaşan ve o dergâhta makbul birer kul olan imanlı ihtiyarların dünyanın dehşetli halleri karşısında keder ve ümitsizlik hissetmemelerini, o kutsî imanı ve doğruluğu şüphe götürmez İslamiyet’i ihsan eden Muhsin-i Kerîm’e sonsuz hamd ve şükürle dilimize zevki, kulluk ve itaatle de ruhumuza şevki tavsiye eden kıymetli bir parçadır.
Hafız Mustafa (rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsiaten)
On Dördüncü Ümit ............................................................................. 349
Ehl-i dünya, Üstadımızı her şeyden tecrit edip beş çeşit gurbet içine düşürdüğü bir zamanda, çok kuvvetli bir bekâ aşkı, varlığa duyulan şiddetli bir muhabbet, büyük bir hayat iştiyakı, hadsiz bir acz ve sonsuz bir fakrın kendisinde hükmettiğini görüp ümitsizce başını eğdiğinde,
Dipnotlar
- “Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ı tenzih ve tesbih eder. O Aziz ve Hakîmdir: Üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin hakimiyeti O’nundur. Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren O’dur. O her şeye kadirdir.” (Hadîd sûresi, 57/1-2).