On Üçüncü Deva .................................................................................. 298
Hastalıktan şikâyet edilmemesi gerektiğini, hastalığın bazıları için bir define olduğunu ve ecel belli olmadığından, her an ümit ve korku arasında bulunmak lâzım geldiğini bildirir. Ölümün insanı gaflet içinde yakalaması ihtimali bulunduğundan, hastalığın ahireti düşündürmesi yönüyle gayet güzel bir nasihatçi olduğunu gösteren mühim bir devadır.
On Dördüncü Deva ............................................................................. 299
Müminlerin göz hastalığı perdesi altında –yani körlükte– pek mühim bir nur ve büyük bir manevî göz bulunduğunu, dünyanın hüzünlü ve fâni bir güzelliğini birkaç sene geçici olarak seyredecek fâni bir göze bedel, kırk göz kuvvetinde ebedî gözlerle cennette cennet levhalarını ebediyen seyretmenin daha güzel ve hayırlı olduğunu beyan eder.
On Beşinci Deva ................................................................................... 300
Hastalığın görünüşüne bakıp “Âh!” eylemenin caiz olmadığını, onun mânâsına bakılsa “Oh!” dedirterek manevî lezzetler akıtacağını bildirir. “Manevî sevap lezzeti olmasaydı, Cenâb-ı Hak en sevdiği kullarına hastalık vermezdi.” buyuran أَشَدُّ النَّاسِ بَلَاءً اَلْأَنْبِيَاءُ ثُمَّ الْأَمْثَلُ فَالْأَمْثَلُ –ev kemâ kâl– hadis-i şerifinin sırrını gösterir. Bazı hastalıkların insana şehit makamı kazandırabileceğini, bilhassa kadınların lohusa zamanında kırk gün içinde vefat ederlerse şehit olacaklarını en güzel şekilde haber verir.
On Altıncı Deva .................................................................................... 301
Hastalığın, toplum hayatında insanlara çok mühim olan hürmet ve merhameti telkin ettiğini, çünkü sağlık ve afiyetle her yönden müstağni
Dipnotlar
- Haşiye: Bu devanın tesirindendir ki, misafir olarak bir köye gittiğimde, orada gözsüz Mehmed Ağa isminde bir zâtın göz hastalığından şikâyeti üzerine, yanımda bulunan Hastalar Risalesi’nin On Dördüncü Deva’sını okuyunca, onun manevî tesiriyle o zât dedi ki: “Keşke bana bu sevabı kazandıran ve manevî kazanç kapısını açan hastalığımdan şikâyet etmeseydim.” Pişman bir şekilde şükür kapısına yöneldi. Hastalığının onun hakkında Allah’ın bir rahmeti olduğunu kesinlikle anladı.
- Musibete ve zorluğa en çok uğrayanlar, insanların en iyileri, en kâmilleridirler. (Tirmizî, zühd 57; İbni Mâce, fiten 23; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/172, 173, 180, 185; 6/369; İbni Hibbân, es-Sahîh 7/160, 184; el-Hâkim, el-Müstedrek 1/100, 3/386).