İçeriğe geç

korkmak diye bir şey olmadığını; ölümün, insanın tanıdığı ve bildiği bütün mümin dostlarına kavuşmak mânâsına geldiğini hatırlatır. Hem ölümün mukadder olduğunu, bazen hastaların yanındaki insanlar ölürken hastaların sağ kaldığını haber verir. Ölümün, hayat vazifesinden bir paydos ve rahata erme, dalâlet yolundakiler içinse gayet korkunç bir ebedî karanlık olduğunu bildiren gayet tatlı, yumuşak ve güzel bir devadır.

Onuncu Deva .......................................................................................... 296

İnsanın hastalığının, merak ettikçe ağırlaştığını, bilhassa kuruntulu bir hastanın görünüşte bir dirhemlik hastalığının merak yüzünden on dirhem olduğunu, hem merakın da ayrıca bir hastalık olduğunu anlatan mühim bir devadır.

On Birinci Deva .................................................................................... 297

Hastalık insana peşin bir elem verdiğinden, geçirilen hastalıktan sonra onun hiçbir eleminin kalmadığını, verdiği lezzetin ise hep devam ettiğini hatırlatır. Hastalığın peşin eleminden kurtulduktan sonra zamanın ne getireceği bilinmediğinden, ondan korkmamak gerektiğini ifade eder. Henüz var olmayan bir zamanda, var olmayan bir eleme, var olmayan bir hastalığa varlık rengi vermenin mânâsızlığını; sabır kuvvetini sağa sola dağıtmak fayda vermediğinden, insanın bütün kuvvetiyle içinde bulunduğu zamana karşı dayanması gerektiğini haber veren çok yüksek bir devadır.

On İkinci Deva ...................................................................................... 298

İnsanın hastalık sebebiyle ibadetinden ve evradından mahrum kaldığına üzülmemesi gerektiğini, tevekkülle sabredip namazını kılmak şartıyla, o hastalıkta ibadet ve evradının sevabını aynen ve daha hâlis bir surette kazanacağının hadisçe sabit olduğunu haber verir. İnsan o sayede aczini ve zayıflığını bildiğinden, hastalık, insanın bütün duygularının ve uzuvlarının hal diliyle ve sözle Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına sığınmasına sebep olduğundan, قُلْ مَا يَعْبَؤُۨا بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعٓاؤُۨكُمْ ayetinin sırrını anlattığından, ondan şikâyet değil, ona şükretmek gerektiğini gösterir.

551