Beşinci Deva ........................................................................................... 292
Hastalığın bu zamanda, bilhassa gençler hakkında, onları gençlik sarhoşluğundan men ettiği için manevî bir sıhhat ve afiyet olduğunu bildiren gayet şirin bir devadır.
Altıncı Deva ............................................................................................. 293
Musibetin bitmesiyle manevî bir lezzetin ortaya çıktığını gösterir. “Elemin geçip gitmesi lezzettir” diyerek o elemli musibetlerin yok olup gitmekle ruhta bir lezzet miras bıraktığını çok güzel bir şekilde haber veren mühim bir devadır. Hatta bu devanın telifi sırasında aynı sayının iki kere yazılması ve öylece kaydedilmesi, önemini ve kıymetini ispat eder.
Yedinci Deva ........................................................................................... 294
Hastalık, Allah’ın insana sağlığında verdiği nimetlerin lezzetini kaçırmaz, bilakis onları insana tattırır. Çünkü bir şey devam ettikçe tesirini kaybeder, usanç verir. Hatta varlığın hakikatini bilen zâtlar şöyle demiş: إِنَّمَا الْأَشْيَاءُ تُعْرَفُ بِأَضْدَادِهَا yani “Her şey zıddıyla bilinir.” “Soğuk olmazsa sıcaklık anlaşılmaz” diyen makul ve şirin bir devadır.
Sekizinci Deva ....................................................................................... 295
Hastalık, imanlı bir insanı ahireti için ibadet etmekten alıkoymaz, belki onu ibadetinde daha da derinleştirir. Çünkü hastalık, günahları sabun gibi yıkar, temizler; onun günahlara güzel bir kefaret olduğu hadis-i şerifle sabittir. Hem imanlı bir insanın maddî hastalığının onu manevî hastalıklardan kurtardığını, maddî şahsiyetinin hatasıyla manevî şahsiyeti hasta olduğundan görünüşteki hastalığının onu o hatalardan alıkoyup manevî istiğfara sebep olduğunu, o maddî hastalığın çok büyük bir hazine sayılması gerektiğini bildirir.
Dokuzuncu Deva .................................................................................. 295
Cenâb-ı Hakk’ı tanıyan bir insan için ölüme sebep olan hastalıktan
Dipnotlar
- et-Taberî, Câmiu’l-Beyân 19/19. Ayrıca bkz. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 4/321; İbni Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn 3/188