İçeriğe geç

istiğnadan kaynaklanan bir gafletle ziyan olup gittiğinden, hastalığın onu meyve veren bir ömre çevirdiğini bildiren gayet güzel bir devadır.

İkinci Deva ............................................................................................... 290

İbadet iki kısım olup biri müspet ibadet denilen namaz ve dua gibi mâlum kısımdır. Diğeri ise menfî ibadet denilen kısımdır ki, hastalıklar insana aczini, zaafını hissettirdiğinden, hâlis, riyasız, manevî bir ibadettir. Mümin için –Allah’tan şikâyet etmemek şartıyla– bu hastalıkların bir dakikasının bir saat ibadet, bazı kâmil zâtların hastalıklarının bir dakikasının ise bir gün ibadet hükmüne geçtiğinin sahih rivayetler ve sadık keşiflerle sabit olduğunu bildiren gayet mühim bir devadır.

Üçüncü Deva ........................................................................................... 290

İnsanın bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine; gelenlerin sürekli gitmesinin, gençlerin ihtiyarlamasının ve insanın sürekli yokluk ve ayrılık içinde yuvarlanmasının şahit olduğunu ifade eder. Hem insan canlıların en mükemmeli ve donanım bakımından en zengini olduğundan, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşündüğünden, kederli ve sıkıntılı bir hayat geçirdiğini bildirir. Hastalık ise insana sağlık ve afiyet gibi gaflet vermediğinden, dünyayı hoş göstermeyip geçmiş elemleri lezzetli hale getirdiğinden, onun hiç aldatmaz bir vaiz ve rehber hükmünde olduğunu gösteren mübarek bir devadır.

Dördüncü Deva ..................................................................................... 291

İnsanın, hastalıktan şikâyet değil, hastalığa sabretmesi gerektiğini anlatır. İnsan, donanımını kendi yapmadığından ve başkasından da satın almadığından; mülk sahibi, bahçesini çapalamak, bellemek ve budamak gibi zahmetler sayesinde güzel bir mahsul aldığından; o zahmetler, o bahçenin sahibi için eza değil, mahsulünün yetişmesine vesile olduğundan, insanın şikâyete hiç hakkı olmadığını gösterir. Onun, hastalıkla yapılan tasarruftan şikâyet değil, buna tahammüle mecbur olduğunu, hastalık şiddetlendiği zaman “Ya Sabûr!” deyip sabır ile dayanmak gerektiğini haber verir.

549