kalmamak için tesettüre katiyen ve yaradılışı gereği ihtiyaç duyduğunu ifade eder. “Tesettür fıtrî değildir, bir esarettir” diyen haram zevkler peşindeki gaddar medeniyeti susturur, tesettürü kesinlikle emreder.
Üçüncü Hikmet ..................................................................................... 280
Aile saadetinin, karı-koca arasındaki karşılıklı güven ve samimi bir sevgiyle devam ettiğini; tesettürsüzlüğün o güveni ve muhabbeti azalttığını; on açık-saçık kadından sadece bir tanesinin kocasından daha iyisini görmediği için kendisini başkalarına göstermek istemediğini; yirmi adamdan da ancak bir tanesinin karısından daha güzelini görmediğini, bu sebeple açık-saçıklığın ve hayvanî bakışların o güveni ve muhabbeti kırdığını bildirir. Hatta o hayvanî, süflî ve pis bakışların, akrabalıkta dahi güveni zayıflattığını; çıplak bacakla görünmenin, akraba gibi olanlarda dahi o itimadı azalttığını ve çıplak bacakla görünen bir kadının, akrabası için dahi namahrem olduğunu açıkça ispat eder.
Dördüncü Hikmet ................................................................................ 280
Neslin çokluğunun her bakımdan istenen bir şey olduğunu, her milletin ve devletin bunu desteklediğini, hatta Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) تَنَاكَحُوا تَكْثُرُوا فَإِنِّي أُبَـاهِي بِكُمُ الْأُمَـمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ yani “Evleniniz. Ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” buyurduğunu hatırlatır. Tesettürsüzlüğün ise evlilikleri çoğaltmayıp pek azalttığını, çünkü bu zamanın yaşayışına uyan serseri bir gencin bile hayat arkadaşının gayet namuslu olmasını istediğini bildirir. Kadın, erkeğin çoluk çocuğunun, malının ve her şeyinin evdeki muhafızı olduğundan, ona sadakat ve güven duyulması gerektiğini; tesettürsüzlük, açık-saçıklık ve hayâsızlığın ise o sadakati ve güveni kırdığını, erkeğe vicdan azabı çektirdiğini, kadınlarda cesaret ve cömertliğin de o sadakat ve güveni azalttığını ifade eder. Memleketimizin bu hususta Avrupa’yla kıyaslanamayacağını, eğer kıyaslanırsa bunun, neslin zayıflığına ve kuvvetin azalmasına sebep olacağını haber verir. Hem şehirlilerin de köylülerle kıyas edilemeyeceğini, köylüler geçim meşgalesiyle uğraştığından sanat ile iştigal eden şehirlilerin
Dipnotlar
- Abdurrezzak, el-Musannef 6/173; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/380.