İçeriğe geç

varlığın bedenindeki hücreciklerden tut, binlerce parçalık tabiat kalıplarına, demir kalemlere, harflere ve hatta bu demir harfleri, kalemleri ve kalıpları dökmek için birçok fabrikaya ve bu fabrikaların inşası için de yine fabrikalara sahip olması gerekir. Ve bu böyle zincirleme bir şekilde gittikçe gider. Sonsuz muhalleri netice veren bu fikri kabul edenler, bu hakikatten yedikleri silleyle ayılıp fikirlerinden vazgeçmelidirler, der.

Üçüncü Yol .............................................................................................. 260

“İktezathüt-Tabiat” yani tabiat gerektiriyor. Doğru yoldan saptırıcı bu fikrin pek çok akıl dışı yönünden üçünün,

Birincisi şudur: Şems-i Ezelî’nin kader ve kudret kalemi olan sonsuz ilmiyle her şeyin bilerek, görerek, hikmetle, sanatla yaratılması, o Zât-ı Zülcelâl’e değil, hem kör, hem sağır, hem akılsız, hem de düşüncesiz olan tabiata verilirse; tabiat bu sanatlı eserleri yapmak için ya her şeyde sayısız manevî makine ve matbaaya sahip olmalıdır ya da her şeye kâinatı yaratıp idare edecek bir kudret ve hikmet yerleştirmelidir. Şu halde her bir varlıkta sınırsız bir kudret ve irade, sonsuz bir ilim ve hikmet taşıyacak bir tabiatın, bir kuvvetin ve âdeta bir ilahın bulunduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise kâinattaki akıl dışılıkların en bâtılı ve hurafelerin en yalanıdır. Bu risale, kâinatın Yaratıcısının mukaddes sıfatlarının tecellilerine “tabiat” adı verenlerin hayvandan yüz derece aşağı olduğunu gösterir.

İkincisi: Kusursuz bir düzen, denge ve hikmet içindeki şu varlıklar, sonsuz Kadîr ve Hakîm bir Zât’a atfedilmeyip tabiata verilirse, o vakit tabiat, bitkilerin yuvası ve meskeni olan, onlara saksılık vazifesi gören bir parça toprakta, milyarlarca ayrı ayrı makineye ve matbaaya sahip olmalıdır ki; o toprak, her türlü bitkinin menşei ve meskeni olabilsin ve yaşamaları için gerekli her türlü ihtiyaçlarını belli miktarlarda verebilsin. İşte bu hurafeyi ve sayısız akıl dışı ihtimali netice veren şu fikri taşıyanların eşekliklerine bakıp yüzlerine tükürerek şöyle der: Bu zor, zahmetli, hayret verici ve akıl dışı ihtimallerin nasıl kolayca gerçekleşebildiği hakkındaki soruya hakikati ilan eden gayet makul bir cevap verilmiştir.

543