Üçüncüsü: “Bir varlık bir bütünse, elbette bir tek elden ortaya çıkabilir.” kaidesince, şu mükemmel intizama, şu hassas dengeye ve şu kuşatıcı hayata mazhar olan bir varlık, eğer Vahid-i Ehad’ın sanatının bir eseri kabul edilmezse; onun cansız, cahil, kör, sağır, şuursuz, karmakarışık olan sayısız sebebin karıştırıcı elleri arasında, sonsuz imkân yolları içinde gayet mükemmel, son derece hassas ve kuşatıcı bir hayata sahip olarak yaratıldığını kabul etmek gerektiğini bildirir. Bu ise yüzlerce muhali birden kabul etmektir ve eşekleri dahi eşeklikleri içinde güldürecek derecede akıldan uzaktır, der.
İkinci Yol ................................................................................................... 258
“Teşekkele binefsihî” yani kendi kendine meydana geliyor. Bu ihtimalin imkânsız ve bâtıl olduğunu gösteren pek çok akıl dışı misalden üçünü zikreder.
Birincisi: Her varlık basit bir maddeden ibaret olmadığı gibi, cansız ve değişmez de olmadığından, zerrelerden meydana getirilmiş gayet hayret verici bir makine ve harika bir saray gibi zahirî ve batınî duygularla donatıldığından, kâinatın bütünüyle alâkalıdır. İşte böyle bir varlık her şeyin Hâlık’ına isnat edilmeyip, “kendi kendine meydana geliyor” denilirse; o vakit onun her bir zerresinde, değil bir Eflâtun, binlerce Eflâtun kadar ilim ve şuur bulunduğunu kabul etmek gibi, hurafeciliğin ve divaneliğin en büyüğünün ortasına düşüleceğini beyan ve ispat eder.
İkincisi: Her bir varlık, bilhassa insan, iç içe yerleştirilmiş binlerce kubbesi bulunan bir saray ve her bir kubbesi binlerce zerrenin baş başa vermesiyle meydana gelmiş hayret verici, nakışlı, garip bir sanat harikası olduğu halde, “Bu sanatlı varlıklar bir tek Sâni’in eseri değildir, kendi kendine meydana geliyor.” denilirse, onların hadsiz ve sınırsız zerreleri sayısınca akıl dışılıklar ortaya çıkar. Bu misal, böyle düşünenleri cehaletin en uç noktasına oturtarak katmerli kara cahilliklerini gösterir.
Üçüncüsü: Sâni-i Zülcelâl’in yarattığı her bir sanatlı varlık, ezelî kader kaleminin bir mektubu kabul edilmezse, “Onları âlemdeki sebepler icat ediyor.” denilirse; o vakit sebeplerin, önce o sanatlı