İçeriğe geç

girmek üzereyken, o düşüncenin başını ezmek gayesiyle Ankara’da Arapça olarak bastırılan bu risalenin, sonra aynen Türkçeye tercüme edildiğini hatırlatır.

Mukaddime .............................................................................................. 254

Ağızdan çıkan ve dinsizliği imâ eden, müminlerin bilmeden kullandıkları ifadelerin en mühimlerinden üç tanesini bildirir.

Birincisi: “Evcedethü’l-esbab” yani “sebepler yaratıyor”.

İkincisi: “Teşekkele binefsihî” yani “kendi kendine oluyor.”

Üçüncüsü: “İktezathü’t-tabiat” yani “tabiat onu gerektiriyor ve yaratıyor”.

Bu üç dehşetli sözün yollarını, en az doksan akıl dışı ihtimali içeren üçer muhalden dokuz muhal ile tamamen kapatarak dördüncü yol olan “Tevhid Yolu”nu, her şeyin bir Kadîr-i Zülcelâl’in kudretiyle var olduğunu, hakiki ve çok hoş temsillerle ispat eder.

Birinci Yol ................................................................................................ 255

“Evcedethü’l-esbab” yani eşyanın meydana gelişinin, ancak sebeplerin bir araya gelmesiyle mümkün olduğu iddiasının akıl dışı pek çok yönünden üç tanesini gösterir.

Birincisi: Herhangi bir canlının yaratılışı Vahid-i Ehad’e verilmeyip sebeplerden istense, bunun ancak “büyük bir eczanedeki kavanozların içinde bulunan maddelerin garip bir tesadüf eseri veya esen rüzgârın kavanozları devirmesiyle akması ve bir yere toplanması” temsiliyle anlatılan şekilde mümkün olabileceğini, eşyanın yaratılışını sebeplere bağlamanın sayısız muhali içerdiğini beyan eder.

İkincisi: Bir tek sineğin yaratılışı bile Vâcibü’l-Vücud’a verilmez ve “onu âlemdeki sebepler yapıyor” denilirse; kâinatın büyük kısmıyla münasebeti bulunan o sineğin her bir zerresini gözüne, kulağına, kalbine ve cismine yerleştirmek için âlemdeki temel unsurları ve tabiatı bir usta gibi, sineğin hem dışında hem içinde çalıştırmak gerekir. Bu akıl dışı ihtimal, Sofistleri bile gittikleri ahmakça yolda utandırır.

541