Halbuki böyle manevî, çok mühim ve bütün insanlığı alâkadar eden bir vazifenin inkârı; ancak اَلْمَوْتُ حَقٌّ davasını her gün cenazelerinin mührüyle imzalayıp tasdik eden otuz bin şahidin şehadetini yalanlamak ve inkâr etmekle mümkün olur. Madem bunu inkâr etmek, yalanlamak imkânsızdır; öyleyse manevî ve zaruri ihtiyaçlara dayanan pek çok manevî vazife vardır, der. Bunu güzel ve mühim bir-iki temsille izah ve ispat eder.
Bu risalenin sonunda, “Gururlu ehl-i dünya her işlerinde o kadar hassasiyet gösterir ki, eğer şuurlu bir şekilde olsaydı, deha derecesinde bir muamele olurdu.” denilerek müminlere onların o hassasiyetlerine ve hilelerine aldanmamaları tavsiye edilir. Bunun, ehl-i dünyaya, hak etmedikleri halde verilen bir nimet ve mühlet olduğu bildirilir.
Küçük Ali
YİRMİ ÜÇÜNCÜ LEM’A .................................................................. 253
Otuz Birinci Mektup’un Yirmi Üçüncü Lem’ası olan Tabiat Risalesi’dir. Tabiata dayandırılan küfür düşüncesini dirilmeyecek bir şekilde öldüren, küfrün temel taşını yerle bir eden ve çok çirkin, tiksinti verici, akıl dışı, yoldan çıkarıcı fikirleri insaflı insanların zihninden söküp atan, ebedî saadetin o hakikatli yollarını pek mühim, çok şirin ve zevkli bir şekilde açarak delilleriyle ispat eden ve müellifine ebedî rahmet okunmasına vesile olan, yüce, çok kıymetli bir risaledir. Bu risale,
قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ
ayet-i kerimesinin açık bir tefsiridir. “Cenâb-ı Hakk’a dair hiçbir şüphe olamaz ve olmamalı.” diyerek O’nun varlığını ve birliğini gözle görülür derecede gösterir. Bu sırrı izah etmeden önce bir ihtar ile hicrî 1338 senesinde İslam ordusunun Yunan karşısındaki zaferiyle sevinen müminlerin kuvvetli fikirlerinin içine gayet müthiş bir dinsizlik düşüncesi
Dipnotlar
- “Ölüm kesin bir gerçektir.” (Bkz. et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 3/180. Ayrıca, ölüm gerçeğini ifade eden ayet-i kerimeler için bkz. Bakara sûresi, 2/28; Âl-i İmran sûresi, 3/185; Hac sûresi, 22/66; Câsiye sûresi, 45/26; Kaf sûresi, 50/19; Cum’a sûresi, 62/8; Mülk sûresi, 67/2).
- “Peygamberleri onlara şöyle dedi: Hiç gökleri ve yeri yaratan Yüce Yaratıcı hakkında şüphe edilebilir mi?” (İbrahim sûresi, 14/10).