gibi üç mühim netice verdiğini gösterir. Hırs yüzünden, zekâları ile bilinen ediplerin dilenciliğe kadar tenezzül ettiğini ve bir kısım âlimlerin geçim sıkıntısına düştüğünü temsillerle o kadar güzel izah eder ki, bunun ötesinde beyan ve izah düşünülemez.
Hüsrev
YİRMİNCİ LEM’A ................................................................................ 216
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
إِنَّا أَنْزَلْنآ إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ
أَلَا لِلّٰهِ الدِّينُ الْخَالِصُ
ayet-i kerimesinin ve
هَلَكَ النَّاسُ إِلَّا الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ إِلَّا الْعَامِلُونَ وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ إِلَّا الْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلٰى خَطَرٍ عَظِيمٍ
hadis-i şerifinin gereğince, İslamiyet’te ihlâsın en mühim esas olmasının sırrını, hadsiz nüktelerinden beş “nokta” ile tefsir ve izah eder.
Birinci Nokta .......................................................................................... 217
“Yalnızca dünyayı gaye edinenler, gaflet içindekiler, dalâlet yolundakiler ve münafıklar birbirleriyle rekabet etmeden ittifak sağladıkları halde, hak ve hidayet ehli neden rekabet yüzünden ayrı düşüyor?” şeklindeki pek mühim ve müthiş, hak yolundakileri, dinî gayret ve hassasiyet sahiplerini gerçekten kan ağlatan sorunun cevabı olan pek çok sebepten yedisi zikredilmiştir. Şöyle ki:
Hak ve hidayet yolundakilerin ayrı düşmesi, davalarının asılsızlığından, zelil, himmet yoksunu, aşağı ve âkıbeti düşünmeyen dar
Dipnotlar
- “Biz sana kitabı gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. O halde sen de, ihlâsla yalnız Allah’a ibadet et! İyi bilin ki hâlis din, yani bütün gönlüyle candan itaat, yalnız Allah’a yapılır.” (Zümer sûresi, 39/2-3). İhlâsla ilgili şu ayetlere de bakılabilir: A’râf sûresi, 7/29; Hicr sûresi, 15/40; Zümer sûresi, 39/11, 14; Mü’min sûresi, 40/14.
- “İnsanlar helâk oldu; âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu; ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu; ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” Bkz. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d- Dîn 3/414, 4/179, 362; el-Gazâlî, Meâricü’l-Kuds s. 88; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/415.