Üçüncüsü .................................................................................................. 158
“İngilizler ve İtalyanlar gibi yabancı devletler bu hükümetle savaşmak isterken, neden savaşa şiddetli bir şekilde karşı çıkıyorsunuz? Halbuki bu gibi hadiseler, milletin manevî kuvvetinin kaynağı olan İslam’a dair hassasiyeti ve gayreti coşturur, İslam şeairinin bir parça diriltilmesine ve bid’atları bir derece önlemeye vesile olur.” şeklinde sorulan soruya verilmiş pek hoş bir cevaptır.
Dördüncüsü ............................................................................................. 159
“Neden elinizdeki nurlu risaleleri herkese göstermemeleri için arkadaşlarınıza tedbirli olmalarını tavsiye ediyorsunuz? Ve neden bazı insanları bu nurların feyzinden mahrum bırakıyorsunuz?” sorusuna verilen pek hoş ve güzel bir cevaptır.
Sonsöz ......................................................................................................... 159
Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) mübarek sakalı hakkında sorulan bir soruya, şüpheleri yok eden ikna edici bir cevap verir.
Sonraki kısımda ise dinsizlerin eskiden beri iliştikleri üç mesele hakkında sorulan sorulara üç cevap verilmiştir.
Birinci Soru ............................................................................................. 161
حَتّٰى إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ
ayet-i kerimesinin meali olan: “Zülkarneyn, güneşin sıcak ve çamurlu bir çeşme suyunda battığını görmüş.” cümlesi hakkındadır.
İkinci Soru ................................................................................................ 163
Zülkarneyn’in yaptırdığı set nerededir, Yecüc ve Mecüc kimlerdir?
Üçüncü Soru ........................................................................................... 165
Hazreti İsa’nın (aleyhisselam) ahirzamanda gelip Deccal’ı öldüreceğine dairdir. Bu sorulara o kadar ulvî cevaplar verilmiştir ki, hem
Dipnotlar
- “Nihayet batıya ulaştığında güneşi âdeta kara bir balçıkta batar vaziyette buldu.” (Kehf sûresi, 18/86).