İkinci Makam .......................................................................................... 146
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ’in çok mühim beş-altı sırrını tefsir eder. بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ’in Kur’an’ın özü, fihristi ve anahtarı olduğunu gösterdiği gibi, Arş’tan yeryüzüne uzanmış nuranî ve mukaddes bir bağ, ebedî saadetin kapısını açan bir anahtar ve her mübarek şeye feyiz ve bereket veren bir nur kaynağı olduğunu bildirir. Bu makam, ilk risale olan Birinci Söz’e bakar. Âdeta Risale-i Nur’un kısımları bir daire hükmünde olup sonu başlangıcına بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ mübarek bağı ile bağlanır. Bu makamda altı yerine otuz sır yazılacaktı, şimdilik altı tane kaldı. Kısadır, fakat çok büyük hakikatleri içerir. Bunu dikkatle okuyan, بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ’in ne kadar kıymetli ve kutsî bir hazine olduğunu anlar.
ON BEŞİNCİ LEM’A .......................................................................... 155
Risale-i Nur Külliyatı’nın Sözler, Mektubat ve On Dördüncü Lem’a’ya kadar olan kısmının fihristidir. Her birinin fihristi o kitabın sonunda bulunduğundan, yani Sözler’in fihristi Sözler’e, Mektubat ve Lem’alar’ın fihristleri de o kitapların sonuna ilave edildiğinden burada yer almadı.
ON ALTINCI LEM’A ........................................................................... 156
Bazı mühim meseleler hakkında sorulan soruların cevaplarını içerir. En başta, merak uyandıran dört soruya cevaptır.
Birincisi ...................................................................................................... 156
“Ehl-i Sünnet ve Cemaat için tasalardan, sıkıntılardan bir kurtuluş, bir zafer olacağına dair, varlığın perde arkasını Allah’ın lütfuyla bilen zâtların verdiği haberlerin gerçekleşmemesi nedendir?” diye sorulmasına karşılık gayet güzel bir cevaptır.
İkincisi ........................................................................................................ 157
“Risale-i Nur müellifinin, kendisini şiddetli baskılar altında tutan ehl-i dünyanın aleyhinde bulunması gerekirken, onlara maddî olarak ilişmemesinin sebebi nedir?” sorusuna çok latif bir cevaptır.