İşte bu risale on üç işaretle insî ve cinnî şeytanların on üç hücum yolunu kapattığı gibi, قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ sûresinin sağlam kalesine sığınmak için müminlere on üç kapıyı açan on üç anahtarı içerir.
Bu Şeytandan Allah’a Sığınmanın Hikmeti Risalesi’nin iki mühim kardeşi var. Biri çok sağlam bir kale olan Yirmi Dokuzuncu Mektup’un altıncı risalesi Hücumât-ı Sitte [Altı Hücum], ikincisi ise Yirmi Altıncı Mektup’un birinci bahsi Hüccetü’l-Kur’ân ale’ş-Şeytan ve Hizbihî [Şeytana ve Taraftarlarına Karşı Kur’an’ın Sağlam Delili] adlı yine sağlam bir kale gibi olan risaledir. Bu üç risale birbiriyle münasebetlidir. Onların bu zamanda müminlere çok lüzumlu olduğunu hatırlatıyorum. Fakat bu risaleler tamamen Kur’an’a sadık olanlara verilebilir. Bid’atlara ve dalâlete taraftar veya siyasete müptelâ olanların eline vermemek gerekir. Bilhassa Hücumât-ı Sitte, içine Eski Said’in şiddetli lisanı karıştığı için en has ve en sadık kardeşlerime mahsustur. Şimdilik hakkı dinleyecek ve kabul edecek seviyede olmayanlara gösterilmemesini tavsiye ediyorum. İşarat-ı Seb’a [Yedi İşaret] risalesi de Hücumât-ı Sitte gibi şimdilik en haslara mahsustur.
ON DÖRDÜNCÜ LEM’A ................................................................. 139
İki “makam”dır.
Birinci Makam ...................................................................................... 139
Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) sorulmuş: “Yeryüzü neyin üstünde duruyor?” Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuş:
عَلَى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ Yani “Öküzün ve balığın üstünde duruyor.” Bu hadis hakkında çok münakaşa var. Coğrafyacılar bu hadisi –hâşâ– inkâr ediyor.
İşte bu risalenin Birinci Makamı, hadisin hakiki mânâsını üç yönden öyle bir şekilde beyan eder ki, inkârcıların zerre kadar insafı ve coğrafyacıların hakka karşı zerre miktar anlayışları varsa, bu hadisi Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) apaçık bir mucizesi sayacaklardır. Çünkü o üç cevap hem hakiki hem kesin hem de mânidardır.
Dipnotlar
- Bkz. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân 1/153, 194, 21/72; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/636; İbni Abdilberr, et-Temhîd 4/9; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid 8/131 (Bezzar’dan naklen).