İçeriğe geç

dedim. İnsanın, bilhassa Müslümanın sığınağı, bir mânâda cenneti ve küçük dünyası aile hayatıdır. “O da mı bozulmaya başlamış?” diye düşündüm. Bunun sebebini aradım. Müslümanların yaşayışına ve dolayısıyla İslam dinine zarar vermek, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesleriyle haram zevklere yöneltmek için bir-iki komite nasıl çalışıyorsa, aynen öyle de, biçare kadınların gafil kısmını yanlış yollara saptırmak için bazı komitelerin tesirli bir şekilde perde altından çalıştığını hissettim. Ve gördüm ki, Müslümanlar o yönden dehşetli bir darbe yiyor.

Ben de siz hanım kardeşlerime ve gençleriniz olan manevî evlatlarıma şunu açıkça beyan ediyorum: Kadınların ahiret saadeti gibi dünya saadetlerini kazanmalarının ve yaradılışlarındaki yüksek seciyeleri bozulmaktan korumalarının çaresi, İslam dairesindeki dinî terbiyeden başka bir şey değildir! Rusya’da o zavallı topluluğun ne hale geldiğini işitiyorsunuz.

Risale-i Nur’un bir yerinde şöyle denilmiş:

Aklı başında bir adam, hanımına olan sevgisini beş-on senelik fâni ve görünüşteki güzelliğe bağlamaz. Sevgi, kadınların letafetinin en güzel ve daimî yönü olan şefkate ve kadınlığa mahsus ahlâk güzelliğine bina edilmeli ki, o biçare ihtiyarladıkça kocasının ona sevgisi devam etsin. Kadın, yalnız dünya hayatında geçici bir yardımcı eş değil, belki ebedî âlemde de kocasına bâki ve sevimli bir hayat arkadaşı olduğundan, karı-kocanın ihtiyarladıkça birbirlerine hürmet ve merhamet ile daha çok sevgi göstermeleri gerekir. Şimdiki medenî terbiye perdesi altında hayvancasına geçici bir beraberlikten sonra ebedî bir ayrılığa maruz kalan aile hayatı, temelinden bozuluyor.

Yine Risale-i Nur’un bir parçasında şöyle denilmiştir:

Bahtiyardır o adam ki, ebedî hayat arkadaşını kaybetmemek için dindar ve temiz hanımını taklit eder, o da dinin emirlerine bağlı yaşar.

Bahtiyardır o kadın ki, kocasını dindar görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam dindar olur; dünya saadeti içinde ahiret saadetini kazanır.

285