edip gösteriyor.
İşte bunlar, şu son derece harika muhafazayı gerçekleştiren Hafîz Zât’ın, kıyamet ve haşirde hafiziyetinin büyük tecellisini göstereceğine kati bir işarettir.
Evet, şu kıymetsiz, geçici, fâni tavırlardaki bu derece kusursuz, hatasız hafîziyet cilvesi, ebedî tesiri ve büyük kıymeti bulunan emanet-i kübrâ yükünü taşıyan ve yeryüzünün halifesi olan insanın fiillerinin, eserlerinin, sözlerinin, sevap ve günahlarının kusursuz bir dikkatle muhafaza edileceğine ve hesabının görüleceğine kesin bir delildir.
Acaba insan başıboş kalacağını mı zannediyor? Hâşâ! O, ebediyete gönderilecektir; ebedî saadet veya daimî azap onu bekliyor. Küçük büyük, az çok her amelinden hesaba çekilecek. Ya iltifat görecek ya da tokat yiyecek. İşte hafîziyetin bu büyük cilvesine ve zikredilen ayetin hakikatine hadsiz ve hesapsız şahitler vardır. Bu meselede gösterdiğimiz şahitler, denizden bir damla, dağdan bir zerre hükmündedir.
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Dipnotlar
- Bkz. Bakara sûresi, 2/30.
- Bkz. “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!” (Kıyâmet sûresi, 75/36).
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32).