seyahatinde manevî hastalıklara dönüşerek çok sıkıntıya sebep oldu. Bu yüzden Yeni Said zihnini silkeleyip sahte, aldatıcı felsefeyi ve haram zevklere düşkün medeniyeti kafasından atmak isterken, ruhunda Avrupa’nın lehinde şehadet eden nefsanî hislerini susturmak için bu Nota’da Avrupa’nın şahs-ı manevîsi ile bir yönden gayet kısa, bir yönden uzun olan şu konuşmayı yapmaya mecbur kalmıştır.
Yanlış anlaşılmasın, Avrupa iki kısımdır: Birincisi, Hıristiyanlık dininin hakiki, bozulmamış esaslarından aldığı feyizle insanlığa ve toplum hayatına faydalı sanatları kazandıran, adalete ve hakkaniyete hizmet eden ilimlerin izinden giden kısımdır. Ben bu birinci Avrupa’ya hitap etmiyorum. Tabiatçı felsefenin karanlığıyla, medeniyetin kusurlarını güzellik zannederek insanı haram zevklere ve sapkınlığa sevk eden bozulmuş, ikinci Avrupa’ya sesleniyorum.
O zaman, o ruhî seyahatte medeniyetin güzelliklerinden ve faydalı ilimlerden farklı olan lüzumsuz, zararlı felsefeyi ve haram zevklere düşkün medeniyeti elinde tutan Avrupa’nın şahs-ı manevîsine hitaben demiştim ki:
Ey ikinci Avrupa! Bil ki, sen sağ elinle hastalıklı ve yolunu şaşırmış bir felsefeyi, sol elinle yasak zevklere düşkün ve zararlı bir medeniyeti tutup insanın saadetinin bu ikisiyle mümkün olacağını iddia ediyorsun. İki elin de kırılsın! Şu iki pis hediyen başını yesin ve yiyecek!
Ey küfrü ve nankörlüğü yayan bedbaht ruh! Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem de kalbinde dehşetli musibetlere ve azaba uğramış bir insan, aldatıcı süsler ve bir servet içinde bulunsa mutlu olabilir mi? Ona mesut denilebilir mi?
Görmüyor musun ki, bir adamın basit bir hadise yüzünden ümitsizliğe düşmesi, vehmettiği bir emelden ümidinin kesilmesi ve önemsiz bir işten hayal kırıklığına uğraması sebebiyle tatlı hayalleri acılaşır, şirin vaziyetler ona azap verir, dünya dar gelir, zindan olur! Peki, sen şu uğursuzluğunla, kalbinin en derin köşelerinde ve ruhunun ta köklerinde dalâlet darbesini yiyen, bu yüzden bütün emelleri neticesiz kalan ve bu sebeple elemlere boğulan biçare insana hangi saadeti sağlayabilirsin? Acaba vücudu geçici, yalancı bir cennette bulunan fakat kalbi ve ruhu cehennemde azap çeken bir insana mutlu denilebilir mi? İşte