İçeriğe geç

Evet, yeryüzünde dört yüz bin farklı bitki ve hayvan türünü, hiçbirini unutmadan, şaşırmadan, vakti vaktine, kusursuz bir intizam, hikmet ve inayetle idare eden, yeryüzünün simasına ehadiyet mührünü koyan, açıkça, bizzat görüldüğü üzere, rahmettir. O rahmetin varlığı, şu yeryüzündeki varlıklar kadar kesin olduğu gibi, onun gerçekleştiğinin varlıklar sayısınca delili var.

Evet, zeminin yüzünde bir rahmet ve ehadiyet mührü bulunduğu gibi, insanın manevî mahiyetinin simasında da öyle bir rahmet damgası vardır ki, yeryüzünün simasındaki merhamet mühründen ve kâinatın simasındaki büyük rahmet damgasından daha aşağı değildir. Onun âdeta bin bir ismin cilvesinin odak noktasıymış gibi bir kuşatıcılığı var.

Ey insan! Hiç mümkün müdür ki, sana bu simayı veren ve ona böyle bir rahmet ve ehadiyet mührü vuran Zât seni başıboş bıraksın, sana kıymet vermesin, senin hareketlerine dikkat etmesin, senin için var olan bu kâinatı abes kılsın, yaratılış ağacını meyvesi çürük, bozuk, kıymetsiz bir ağaç hükmüne indirsin? Hem hiçbir şekilde şüphe kabul etmeyen ve hiçbir bakımdan noksanlığı bulunmayan, güneş gibi aşikâr olan rahmetini ve ışık gibi açıkça görünen hikmetini inkâr ettirsin? Hâşâ!..

Ey insan! Bil ki, o rahmetin arşına ulaşmak için bir merdiven var. O da بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ’dir. Onun ne kadar mühim olduğunu anlamak istersen, Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan’ın yüz on dört sûresinin başına, bütün mübarek kitapların ve mübarek işlerin başlangıçlarına bak. Besmelenin kıymetinin büyüklüğüne kesin bir delil şudur: İmam Şâfiî (radiyallâhu anh) gibi çok büyük müçtehitler demiş ki, “Besmele tek bir ayet olduğu halde, Kur’an’da yüz on dört defa nazil olmuştur.”

Dördüncü Sır

Sınırsız bir çokluk içinde birlik tecellisi, إِيَّاكَ نَعْبُدُ demekle herkese kâfi gelmiyor, fikir dağılıyor. Bütün kâinattaki vahdetin arkasında

150