Soru: Muhterem Hocam,
Dinimiz, diyanetimiz, hayatımız adına endişe sebebi olabilecek bir kısım hadiselerin zuhur ettiği dönemlerde müminlerin takınması gereken tavır nasıl olmalıdır?
00:00 Dinimiz ve Hayatımız Adına Endişe Verici Hadiseler Karşısında Tavrımız Nasıl Olmalıdır?
00:34 Dinimiz ve hayatımız adına endişe verici hadiseler karşısında öncelikle “esbaba riayette kusur edilmemeli”.
01:47 İslam’ın başına gelmiş ve gelecek olan herhangi bir dâhiye karşısında duygusuzluk, hayvanlığın ta kendisidir.
03:01 Ebû Bekir Efendimiz, Efendimiz (s.a.s.) adına mağarada endişe duymasaydı, ondan endişe duyardım.
03:24 Saniyen: Dinimiz ve hayatımız adına endişe verici hadiseler karşısında “paniğe kapılmamalı”.
04:27 “Karşına cehennemden kıvılcımlar çıksa, Allah’ın izni ve inayetiyle dönme yok; yürüyeceğiz.” diyeceksin.
05:26 İslam’ın makûs kaderiyle alakalı devâhi, fezâi ve fecâiyi düşündükçe ürpermemek, insan dışı olmak demektir.
05:43 İslam’ın kaderiyle alakalı devâhi, fezâi ve fecâi karşısında uykuların kaçmaması, uykuları kaçıracak hadiselere namzet olduğumuzun emaresidir.
06:43 Ümmet-i Muhammed’in (s.a.s.) maruz kaldığı şeyler karşısında üzülecek dert yokmuş gibi başka dert arayan insan, neye üzülmesi gerektiğini bilmiyor demektir.
08:00 İslam’ın kaderiyle alakalı devâhi karşısında paniğe kapılmamak; Hakk’a tevekkülün, teslimiyetin ve sikanın ifadesidir. Üzülmek ise insan-ı mümin olarak kalp taşımanın ifadesidir.
اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَبَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَلَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ، وَشَوْقًا إِلَى لِقَائِكَ، مِنْ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلَا فِتْنَةٍ مُضِلَّةٍ، وَنَعُوذُ بِكَ أَنْ نَظْلِمَ أَوْ نُظْلَمَ، وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ





