Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Amr İbn Hazm’a Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) gönderdiği diyet ve kısas gibi hükümlerle alâkalı yazısı,20 torununun torunu Ebû Bekir b. Muhammed’e.. aynı şekilde, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem), azadlısı Ebû Râfi’e geçen bir tomar kâğıt ise, tâbiîn döneminde Ebû Bekir İbn Abdurrahman İbn Hâris’e intikal ediyordu.21 Tâbiînin en büyük fakihlerinden olan bu zat, bu klasörü hayatında eline geçmiş en büyük ganimet olarak telakki ederdi.
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) zamanında aynen Kur’ân gibi yazılan, ağaç parçaları, kemikler ve deriler üzerine kaydedilen hadisler, aynen tâbiîn ve tebe-i tâbiîne intikal ediyor, onlar da bunu muhafaza ve naklediyorlardı. Aynı şekilde tâbiînin büyük imamlarından Mücahid İbn Cebr, Abdullah İbn Amr İbn el-Âs’ın “es-Sahîfetü’s-sâdıka” denilen, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) duyduğu hadisleri topladığı kitabı görmüştü. Mücahid, onu: “Abdullah b. Amr’ın önünde gördüm, hatta elimi uzattım ama, elimi dokundurtmadı.” diyordu.22
Evet, bin bir ihtimam içinde saklıyor ve koruyordu onu. İbnü’l-Esîr’in verdiği bilgiye göre, bu klasörün içinde bin kadar hadis vardı.23 Bu hadisler, daha ziyade, “an Zeynilâbidîn, an Hüseyn, an Ali b. Ebî Talib” gibi, bir kesime göre hadiste “silsiletü’z-zeheb” (altın silsile) denilen senede benzer şekilde, İbn Amr’ın kendisi, oğlu ve torunundan müteşekkil “an Amr İbn Şuayb, an ebîhi, an ceddihi” senediyle kaynaklara geçmiştir.24 Bu silsileyle gelen 500 kadar hadis vardır sahih hadis kaynaklarında.
4. Değerlendirme