Çoklarınca birinci müceddit kabul edilen ve Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem): “İnsanların bozduğunu düzeltenler.”27 müjdesine on üç asır önce bihakkın liyâkat gösteren Ömer İbn Abdülaziz (radıyallâhu anh), Emevi sarayında yetişmişti. Hadiste, tefsirde, nakd-i ricâlde söz sahibiydi. İki buçuk yıllık hilâfeti süresince, çok genişlemiş İslâm memleketlerinde çok yönlü tecdit işini gerçekleştirmiş ve İslâm memleketleri sanki melekler tarafından idare edilir bir havaya, bir görünüme bürünmüştü.
İşte bu büyük zat, onca hizmetlerine, bir de hadislerin resmen tedvîni gibi, bütün hizmetlerine taç olacak bir büyük hizmeti ekledi. Vaktiyle Resûlullah’ın kendisine diyetler ve kısas gibi mevzularda bir sahife yazıp verdiği Amr b. Hazm’ın torunu, Medine Valisi Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr İbn Hazm’a bu mevzuda emir gönderdi. Vali de, tâbiînin gençlerinden, fart-ı zekâ (yüksek zekâ) sahibi Muhammed İbn Şihab ez-Zührî’yi bu işle vazifelendirdi.28
Zührî, “resmî tedvîn” diyebileceğimiz bu mühim işe hemen koyuldu.. ve İslâm hadis tarihinde ilk resmî “müdevvin” olma şerefini kazandı. Vali Ebû Bekir b. Hazm, aynı işle bizzat kendisi de uğraşmasına rağmen, derlediklerini gönderemeden Ömer İbn Abdülaziz Hazretleri vefat etmişti.
Ömer İbn Abdülaziz Hazretleri’nin başlattığı bu tedvîn faaliyeti, yalnız Medine’de İmam Zührî ile de sınırlı kalmamış, Mekke’de Abdülmelik İbn Abdülaziz İbn Cüreyc, Irak’ta Said İbn Ebî Arûbe, Şam’da Evzâî, yine Medine’de Muhammed b. Abdirrahman, Kûfe’de Zâide b. Kudâme ve Süfyan es-Sevrî, Basra’da Hammad b. Seleme ve Horasan’da Abdullah b. Mübarek, bu işi sürdürmüş ve kendilerinden sonra geleceklere dünya kadar malzeme bırakmışlardı.29