İçeriğe geç

İlk Müslümanlar bunu çok iyi anladılar. Mevlâna Şiblî, Hz. Ömer’in (radıyallâhu anh) hayatını tahlil ederken: “Dört bir cephede hasımlarla hesaplaşılırken, onca at ve onca devenin harbe iştirak etmesine karşılık, harbe iştirak etmeyen atlar da vardı.” der. Meselâ Medine civarında bir çiftlik vardı ki, hiç harbe iştirak etmeyen asil Arap atlarından tam 4 bin tane, Suriye civarında da aynı şekilde 4 bin at besleniyor ve yedekte tutuluyordu.. evet, bunlar harbe iştirak etmiyor, ne olur ne olmaz diye ihtiyatta bulunduruluyordu.25

O gün, Allah’ın (celle celâluhu) verdiği imkânlarla ve o imkânlar ölçüsünde işte böyle bir hazırlık vardı. Aslında, âyette geçen “ribat”tan, böyle hazırlıklı ve ihtiyatlı olma mânâsını anlamak da mümkündür. Çünkü ribat, daha has bir mânâ ile, ister insan, ister hayvan, bazı elemanların bir yere adanması, bağlanması, tahsis edilmesi demektir.

İşte Kur’ân bize, böyle bir hedef gösteriyor ve âdeta şöyle diyor: Din, dil, şeref, namus, haysiyet, vatan ve bütün mukaddesatınızı, onlara kem gözle bakmak isteyen düşmanlarınıza karşı koruyun, kollayın ve bu işi gerçekleştirebileceğiniz gücü hazır bulundurmakta kusur etmeyiniz!. Düşmana fırsat, imkân vermeyiniz!. Vermeyiniz ki alaya alınan ve başkalarının elinde oyuncak hâline gelen bir millet olma durumuna düşmeyesiniz!.

c. Gerektiğinde Kılıca Başvurma

Kur’ân, yeryüzü muvazenesi adına, hikmeti kuvvetle payandaladığı gibi, icabında Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) de harp emriyle gelmiş bir nebidir. Tevrat ve İncil O’nun hakkında: صَاحِبُ الْقَضِيبِ“Elinde silahı olan.”26 der.. evet O, hakkı neşreder, ancak, hak ve hakikatin neşrine engel olunursa kılıcı da kullanır. O, aynı zamanda kılıç peygamberidir.

163