İçeriğe geç
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.”

Batsın yerin dibine beşerî heveslere dayanan sistemler! Zaten batıyor ve batacak… Fıtrî olmayan, tabiî olmayan, hakka dayanmayan, içinde hak düşüncesine neşv ü nema hakkı vermeyen bütün sistemler batacak.

Evet, 10 senelik Allah Resûlü döneminde, dünya kadar hakikatleri gerçekleştirmek için karşı tarafla yaka paça olunuyor ve İslâmî cepheden -Diğer cepheyi bilmiyorum.- sadece 100 küsur insan vefat ediyor. Hâlbuki, yukarıda da söylediğimiz gibi İkinci Dünya Savaşında öldürülen insanların sayısı 40 milyonu aşkındı. Bu rakam içinde, yaralanan, sakat kalan ve sonra ölenler yoktur.

Saadet Asrı, insanlık duygusunun, düşüncesinin, insana saygı ve hürmetin geliştirildiği bir dönemdir ve günümüzde hümanizma bu noktaya henüz ulaşamamıştır. Ulaşması da mümkün değildir. Çünkü bu çığırı açan Hz. Muhammed’dir (sallallâhu aleyhi ve sellem). O’nun dünyasında mü’min harp eder. Harp eder ama, hiçbir zaman sulh esintileri kesilmez ve insanî değerler tezyife uğramaz. Boş yere insan öldürülmez, ülkeler işgal edilmez ve başka milletler sömürülmez.

d. İslâm’da Sulh Esastır

Büyük çoğunluğu itibarıyla Batı, ne dün ne de bugün bu ilâhî değerleri tanımadı. Ülkeleri istila etti. O ülkenin yeraltı-yerüstü servetlerine el koydu, insanları köleleştirdi ve müstemlekeler kurdu. Bunlar için harp etti, bunlar için kan döktü ve Balkan Harbi’nin, Birinci Cihan Harbi’nin, İkinci Cihan Harbi’nin, Körfez işgalinin, Somali çıkartmasının arkasında hep bunlar vardır.

İslâm’da harp ise, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır. Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlidir.

وَإِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
156