İçeriğe geç

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin! Allah’a ve ahiret gününe inanan her fert, misafirine ikramda bulunsun! Allah’a ve ahiret gününe imanı olan herkes ya hayır söylesin veya sussun..!”375

Çok Soru

كَثْرَةُ السُّؤَالِ Yerli-yersiz sual sorma veya ihtiyacı olmadığı hâlde dilenme, hatta dilenmeyi âdet hâline getirme şeklinde yorumlanabilir ki, ikisi de mezmum, ikisi de zararlıdır. Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i Sahihada, mecburiyet ve ihtiyaç hâli dışında dilenmek kınandığı gibi, uluorta her zaman sual sorup durma da zemmedilmiş ve hemen her fırsatta insanların duygu ve düşünceleri yararlı şeyleri öğrenmeye yönlendirilmiştir. Mamafih, Kur’ân-ı Kerim’de, makbul ve mezmum olmak üzere suallerin iki kısma ayrıldığını görürüz. Makbul ve müstahsen suale misal olarak: يَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ “Ashabın sana neyi infak edeceklerini sorarlar.”376 âyetini, mezmum ve hoş karşılanmayan suale de وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ“Sana ruhun hakikatinden soruyorlar.”377 nazm-ı celîlini gösterebiliriz.

Sual sorma veya sormama, dilencilik yapma veya yapmama, bir zarurete dayanıp-dayanmama veya bir ihtiyaçtan kaynaklanıp-kaynaklanmamasına göre, ef’âl-i mükellefîn arasında çizginin altında veya üstünde yerlerini alarak, vacip, haram veya mübah olurlar. Bu itibarla da, ayrı ayrı gibi görünen bu iki meselenin, işaret ettiğimiz “cihetü’l-vahdet” etrafında müşterek mütalâa edilmelerinin ve müşterek yorumlanmalarının daha isabetli olacağı kanaatindeyim.

Mal Saçıp Savurma

706