İçeriğe geç

Bir diğer mânâda salihât; yapılan amellerin, bizzat Cenâb-ı Hak tarafından gözetildiği ve gözetileceği mülâhazasıyla, özene bezene yapılması demektir. Öyleyse insan, önüne gelen bütün iyilikleri titizlikle yerine getirmelidir. Çünkü hangi amelin kurtuluşa vesile olacağı belli değildir. Onun içindir ki Allah Resûlü, اِتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تَحْقِرَنَّ مِنَ الْمَعْرُوفِ شَيْئًا buyurmaktadır. “Allah’tan kork ve hiçbir mârufu küçük görme.”347

Ayrıca mevzuubahis ettiğimiz hadiste: “Benim salih kullarıma” mânâsına لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ denilmektedir. Demek ki salihât onları Allah’a yaklaştırmış ve Allah tarafından sevilen sevgililer hâline getirmiştir. Başka bir hadis-i kudsîde ise Allah tarafından sevilenlerin durumu şu şekilde anlatılmaktadır:

فَإِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذِي يَسْمَعُ بِهِ وَبَصَرَهُ الَّذِي يُبْصِرُ بِهِ وَيَدَهُ الَّتِي يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّتِي يَمْشِي بِهَا

“Artık onu sevdim mi, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum.!”348

Yani, kul, salihâtla Allah’a öyle bir yakınlık kazanır ki, tamamen O’nun boyasıyla boyanır.. ve artık o, gassalın elindeki meyyit hâline gelmiştir; onu sağa sola evirip çeviren hep Cenâb-ı Hak’tır. Bu ne tatlı bir cebirdir ki, Rab onu doğruluk istikametinde sevk etmektedir. Gayri böyle bir insanın ilâhî bir lütuf eseri olarak Hak’tan yüz çevirmesi söz konusu olmasa gerek. Çünkü o, “Benim kullarım” denilebilecek noktayı tutmuş ve mukarrabîne dahil olmuştur.. ve zaten böyle biri: “Tut beni Allahım! Tut ki, edemem Sensiz.” der, inler.

679