İçeriğe geç

Demek ki, Allah Resûlü’nün, Zeynep Validemiz’le (radıyallâhu anhâ) evlenmesi tamamen bir emir gereğiydi. Allah (celle celâluhu) emretti ve Allah Resûlü de bu emre icabet etti. Diğer söylenen uydurma sözlerin hepsi, dünkü Volterlerin, yakın tarihteki Goldziherlerin ve daha bilmem kimlerin hazırladıkları senaryolardır; iftira ve yalan olmaktan başka da, hiçbir mânâları yoktur. Allah Resûlü, o Allah Resûlü olacak; Zeynep, o Zeynep olacak; Zeyd de, o Zeyd olacak da; onların dediği gibi bir hâdise cereyan edecek. Aman Allahım! Bu ne korkunç iftira, bu ne korkunç yalan, bu ne korkunç bir cehalet ve bu ne korkunç bir din düşmanlığıdır!

Esefle ifade edeyim ki; bugün bu malzemeleri, kendini onlara kaptırmış, içimizdeki figüranlar da kullanmaktadır. Zannediyorum onları, tamamen aşağılık duygusu ve aşağılık kompleksi böyle aşağılık bir iş yapmaya ve söz söylemeye sevk etmiştir?. Ne diyebiliriz ki, hidayet Allah’ın (celle celâluhu) elindedir. Rabbim onlara da hidayet etsin!

Konuya, “Her nebi masumdur, Allah Resûlü ise masumlar masumudur.” diyerek başladık ve müşahhas misallerle, Allah Resûlü’nün masumiyetini göstermeye gayret ettik. Ancak şunu da itiraf etmeliyiz ki, O’nun masumiyeti, bizim anlatabildiğimizin de çok üstünde ve ötesindedir. Biz, bu mevzuu ancak, kendi kapasitemiz ölçüsünde aktarabildik…

Buraya kadar söylediklerimiz, doğrudan doğruya Allah Resûlü’nün ismet ve iffetiyle, yani günahsız oluşuyla alâkalıydı. Şimdi de O’nun masumiyetini başka bir zaviyeden arz etmek istiyorum. O’ndaki zühd, takva, Allah korkusu, kulluk şuuru ve ibadet anlayışı zaviyesinden İki Cihan Serveri’nin masumiyetini bütün buudlarıyla görüp anlamak ve O’nu tanımak isteyenlerin, O’nun ötelerle ve Rabbiyle irtibatının bir unvan ve bir buudu olan, aşağıdaki hususları bilmeleri zarurîdir:

899