İçeriğe geç

Söylediklerimiz, Kehf sûresinde yer alan âyette, daha açık görülmektedir. Çünkü Allah, bu âyette, İki Cihan Serveri’ne: “Gece gündüz Rabbini ananlarla beraber sen de sabret.” demektedir. Sabır, tavır değiştirmemek mânâsına gelir. Zerre kadar tavır değiştirme söz konusuysa, orada sabırdan bahsedilemez. Meselâ, bir insan ibadette sabırlı davranır; ibadetten ayrılmaz, bildiği ölçüde hep ibadet eder. Ve yine bir insan musibete karşı sabreder; gelen musibet onda bir tavır değişikliği de meydana getirmez ve o insan sanki hiçbir şey olmamış gibi davranır. Günah karşısında sabretmek de aynı şekildedir. Günaha girmemek için eski hâlin devam ettirilmesi lâzımdır. Öyleyse, Efendimiz’e “Sabret!” denirken, “Bulunduğun hâl ve aldığın karar üzere dur.”, denmek istenmiştir. Bu da Allah Resûlü’nün ilk tavrının, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına uygun bir tavır olduğunu göstermektedir. Zira sabır, çizgi yenileme değil, bulunduğu çizgide kalmanın adıdır.

Bu itibarla da burada, Allah Resûlü’nü tebcil vardır, O’nun yaptığının, Allah (celle celâluhu) tarafından güzel görüldüğü müjdelenmekte ve âdeta, “Dünya hayatına dilbeste olanlara teveccüh etme. Zaten Sen onlara teveccüh etmezsin. Çünkü onlara teveccüh senin ufkunu karartır. Hâlbuki sen nezihler nezihisin. Senin ufkunda bir tek gubâr yoktur.” müjdesi verilmektedir.

O, böyledir, böyle kalmıştır ve Rabbinin huzuruna da bu nezahetiyle gitmiştir. Günaha karşı O, bulunduğu çizgiyi öyle korumuştur ki, doğduğu gün nasıl tertemizdir, vefat ederken de aynı temizlik içindedir.

Efendimiz’in Hz. Zeynep’le İzdivacı

Eski-yeni din düşmanları, Allah Resûlü’nün, Zeynep Validemiz’le (radıyallahu anhâ) evlenmesini de dillerine dolayıp, onunla Allah Resûlü’ne çamur atmak istemişlerdir. Ancak, attıkları çamurun hepsi de kendi suratlarına çalınmış ve Allah Resûlü’nün pâk dâmenine bir zerre bile bulaşmamıştır.

Bu hâdise, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

892