İçeriğe geç

Eğer O mecnunsa –hâşâ–, dünyada akıl diye bir şey yok demektir. Kehanet ve sihir gibi ciddiyetten uzak şeyler ise, O’nun rüyasına dahi girememişlerdir. Çünkü O’nun rüyaları da hayatı kadar ciddîdir. O’nun hayatının ötelere açık yamaçlarından kopup gelen bu mübarek esintiler O’nun mesajından bir bölüm teşkil ederler.635

Evet, akılla, mantıkla, muhakeme ile çarpışan bu muzahref sözlerin hepsini söylediler ama, hiç kimse, O’nun ismet ve iffetine dair bir şey söylemeye cesaret edemedi. Çünkü bu mevzuda söylenecek her söz, sahibini rezil ederdi. Bunu dost da düşman da çok iyi biliyordu..

Şimdiye kadar, binlerce insan, yüz binlerce kitap hep O’nu anlattı. Bunlar arasında, o ateşin pervanesi olanlar olduğu gibi, ışıktan rahatsız olan yarasalar da vardı. Ancak, görüşleri, hatta dinleri muhtelif bu insanlar, bir noktada birleşiyorlardı. İşte o nokta, Allah Resûlü’nün iffet ve ismetini tasdik noktasıydı.

Bir mânâda biz de o ateşe pervane olanlardanız. Sözümüzü hep O’nun iffet ve ismeti etrafında dolaştırıp duruyoruz. Bu bir kadirşinaslık da değil; hak gibi, vecibe gibi, umumî takdir gibi cebri anlayış ve anlatıştır; ancak, şunu da itiraf etmeden ve hatırlatmadan geçemeyeceğim: Bu satırların okurları sakın, O’nu ve O’nun iffetini, benim ifadelerim içinde aramasınlar. Bu mevzuda onlara asıl rehber, selefin kitaplarıyla, onların tertemiz ve dupduru vicdanları olsun. O vicdan ki, onda hep Hak görünür. Hakk’ın o en nezih temsilcisi ise, işte ancak bu vicdanlarla bilinir.

856