İçeriğe geç

Efendimiz, güya bir gün Zeynep Validemiz’i (radıyallâhu anhâ) görmüş.. hem de nikâhlı olduğu bir dönemde.. onun güzelliği karşısında سُبْحَانَكَ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ demiş.. bunu da Zeynep Validemiz duymuş (vs.)… İsrailiyat kaynaklı bu türlü muzahref söz ve düşünceler, maalesef bir kısım Ehl-i Sünnet âlimleri üzerinde de tesirli olmuştur. Bunlardan ismini arz edemeyeceğim mühim bir müfessir: عَادَ زَيْدٌ إِلَى الْبَيْتِ فَاطَّلَعَ “Zeyd eve gelince manzarayı çaktı.(!)” şeklindeki bir ifadeye yer vermiştir ki, böyle bir düşünce, ancak bir din düşmanının uydurabileceği iğrençlikte bir düzmecedir. Ben, o müfessirimize saygımın ifadesi olarak “Dilin kurusun!” demiyorum; ama, bu sözü bilerek ve inanarak söyleyen, kim olursa olsun, onun dili kurumalıdır.

Evvelâ: Efendimiz, Zeyneb’i (radıyallâhu anhâ) ilk defa görüyor değildi ki.. Zeynep (radıyallâhu anhâ), O’nun gözü önünde büyümüştü.

İkincisi: Eğer Allah Resûlü’nün içinde Zeyneb’e (radıyallâhu anhâ) karşı zerre kadar temayül olsaydı, onu niçin Zeyd’le (radıyallâhu anh) evlendirsindi ki; gidip kendisi için talip olurdu.

Üçüncüsü: Ev halkının bütünüyle, Zeyneb’in (radıyallâhu anhâ) Allah Resûlü’ne zevce olmasını cân-u gönülden istediklerini yukarıda arz etmiştik. Allah Resûlü’nün, onu almasına mâni ne idi ki, Zeyd’le (radıyallâhu anh) evlenmesini istedi de kendine nikâhlamadı?

898