İçeriğe geç

Meselenin ikinci yönüne gelince; bazı kimselerin şahsî kusurları olabilir. Biz bu kusurlarından dolayı onları ikaz edip uyarsak da her zaman onlara karşı müsamahalı olmalıyız. “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah”la İslâm’a dehalet eden herkese kucak açmalı ve onları bağrımıza basmalıyız. Bir kimsenin, dinin bir emrinde veya içtimaîyata yahut siyasi intihaba dair bir kusuru olduysa, bu hususlardan dolayı o kimse kat’iyen gözden çıkarılmamalı, onun kalben Allah’a imanına bakılmalıdır. İmanı varsa bize düşen dilimizi tutup onun hakkında laf etmemektir. Böyle olunca hoşgörü, bizi bir araya getirecek ve bağlayacaktır. Hele meseleyi hizmette strateji ve hizmetin tekniği diyerek bağnazlığa ve müsamahasızlığa kapılırsak bu, hepten hayat-ı içtimaiye için bir semm-i kâtil hâline gelir ve bizi parçalar, böler ve canavarlaştırır. Oysaki Ali, A remizli, Veli B remizli, Deli ise C remizli bir yoldan yürümekte ve netice itibariyle hepsi belli bir ufka doğru gitmektedir. Fakat burada bağnazlık kendisini gösterirse, mesela “Niçin A remizli yoldan yürümüyorsun?” diye o yolda yürüyenlere karşı cephe alınırsa, müsamahasızlığın bu şekilde olanı bizi zîr ü zeber eder ve ihtimal, pâyimâl olur gideriz. İşte burada bize düşen müsamahalı ve hoşgörülü olmaktır.

84