4. Bir diğer ihtilaf da, Hz. Ali devrinde zuhur etmişti. Bu ihtilafın bir bölümü, Hz. Muaviye’ye, diğer bir bölümü de ashab-ı kiramdan Hz. Âişe, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr’e karşı olmuştu. Daha sonraki ihtilaflar ise tâbiîn arasındaki ihtilaflardır. Hz. Ali’nin, Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Âişe’ye karşı çıkması bir içtihattır. Bu, hilafetin haysiyetini koruma içtihadıdır. Nitekim Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) konuyla alâkalı ümmetine şu minvâl üzere uyarıları olmuştur: Bir yerde birisine biat edilir ve bir cemaatin başında idareci, sadece bir insan olur.
Binaenaleyh Hz. Ali, hilafetin haysiyetini koruma mecburiyetindeydi. Eğer bu mevzuda kılıcını alıp, onların karşısına çıkmasaydı, hilafete karşı sorumluluğunu ihmal etmiş olurdu ve Allah karşısında mesul duruma düşerdi. Çünkü kendisine biat edilmişti. Hz. Ali’nin karşısındaki grup ise, bir kısım azgın kimselerin, Hz. Ali Efendimiz’i cebren çıkarıp başa koyduklarını ve Hz. Osman’ın katillerine hesap sorulmadığını, hatta etrafta estirilen bir kısım dedikodu ve “güft u gû”ya göre, Hz. Ali’nin bu katilde parmağının olduğu gibi –hâşâ– o pâk dâmene çok uzak isnatlarda da bulunarak havayı bulandırıyorlardı.