1. Ashab efendilerimiz, her zaman hak adına birbirlerinin bazı düşüncelerine karşı çıkarak muhalefette bulunmuşlardır. Meselâ Hz. Âişe Validemiz, Ebû Hüreyre’nin “Uğursuzluk ancak kadın, binek ve evdedir.” şeklinde bir hadis rivayet ettiğini duyunca, ona itiraz etmiş ve şunları söylemiştir: “Allah Resûlü bu konuda şöyle demişti: ‘Cahiliye ehli şöyle derdi: ‘Uğursuzluk; kadın, binek ve evdedir.’”
Evet, yer yer bunun gibi ashab arasında, hak adına her zaman bazı itirazlar vuku bulmuştur. Bu tür itirazlara “mahzursuz muhalefet” demek de mümkündür.
2. Hz. Ebû Bekir’e hilafet adına biat edildiği esnada, bazı Hâşimîler ve daha sonra da bazı Emeviler itiraz ederek muhalefette bulunmuşlardı. Ancak ashabın uyanıklığı ve baştaki halifenin müstesna dehası, bu fitnenin bastırılmasını sağlamış ve herkes Hz. Ebû Bekir’e biat etmiş, fitne de ortadan kalkmıştı.
3. Hz. Osman’ın ilk altı-yedi senelik kısmında herhangi bir muhalefet olmamış, ancak daha sonraki zaman diliminde, “Emeviler kayırılıyor.” şeklinde bazı itiraz sesleri yükselmeye başlamıştı. Hz. Osman’ın, emin olduğu ve kendilerine itimat ettiği bazı zevatı, hilafetin selâmeti için bazı kilit noktalara getirdiği doğruydu; ancak bu, o mübarek zatın bir içtihadıydı. Ne var ki, bazı kimseler bu mesele etrafında bir itiraz atmosferi meydana getirerek, Hz. Osman’ın son devirlerine itiraz ederek ciddî bir muhalefete sebebiyet vermişlerdi. Buna bir kısım hazımsızların fitnesi demek de mümkündü.