Müslümanlar Arasındaki̇ İhti̇laflar
Ashab-ı kiram efendilerimiz, bir hamlede zulmetten nura çıkan ve o nur içinde toplanan, iman-küfür, doğru-yalan her şeyi ayân beyan gören bir zümre idi. Her şeyi açık seçik görmeleri ve Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşısında müsavi ve emsâl olmaları itibarıyla hakkı ifade etme adına kendi aralarında çok rahat hareket ediyorlardı.
Onların bu konuda duygu ve düşünceleri şöyle idi: Mahlukiyette ve ubûdiyette herkes müsavidir. Kimsenin kimseye karşı kendisine kulluk yaptıracak kadar kendini büyük ve hâkim görmemesi lâzım geldiği gibi, birinin bir başkasına kulluk yapacak kadar da kendisini zelil görmemesi lâzımdır. Bu duygu ve düşünce, ashab-ı kiramın birbirlerine, hatta bir mânâda ve izhar-ı re’y etme konusunda Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı tavır ve vaziyetleri de saygı ve ihtiramın yanında aynı çizgideydi.
Onların birbirlerine karşı tavır ve bakışlarına bugünün telakkilerine göre bir ad koymak icap ederse, onlara “Çok hürriyetçi insanlardı.” demek mümkündür. Müsavat duygusu, derinlemesine onların ruhlarına işlemişti. Onlar, kimseyi kendilerinden büyük görmedikleri ve kendilerini kimseye hesap verme mecburiyetinde hissetmedikleri için hak adına çok canlı ve hemen hesap soracak mahiyette olabiliyor ve haksızlık karşısında da susmayı akıllarının köşelerinden bile geçirmiyorlardı. Onlardaki bu tavır, daha sonra ashab arasına iltihak eden yeni Müslümanların anlayış itibarıyla bu seviyeye varmamış olmaları, ashab-ı kiram arasında bazı şartların inzimamıyla bir kısım ihtilaf ve kargaşaya sebebiyet verdi. Bu ihtilafları şu başlıklar altında mütalâa etmek mümkündür: