İçeriğe geç

Bunun biraz daha aydınlanması için şöyle bir misal verebiliriz: Meselâ, bir insanın sevimli bir çocuğu var. Bu insan o çocuğun sevgisiyle o kadar doludur ki, birisi daha “ço-” dediği anda, o hemen kendi çocuğundan bahse bir girizgâh aramaya başlar. Kim bilir, belki de o insan, daha farklı bir şey söyleyecekti. Ne var ki, ona söyleme fırsatı dahi vermeden o, çocuğunu nazara verip ondan bahisler açar.

İşte bizler de Allah’ı anlatıp sinelerde yerleşmesi adına o hâle gelmeliyiz ki, her şey bize O’nu fısıldıyor gibi olmalı.. ve O’nu her şeye tercih etmeli.. boş ve malayani şeyleri israf-ı kelâm sayarak, Allah deyip her fırsatı o istikamette değerlendirmeliyiz. Evet, Cenâb-ı Hakk’a ait meseleler karşısında kıskançlık ölçüsünde duyarlı olmalı.. sürekli O’nu nazara vermeli ve tevhidin ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn derecelerinin kalbte duyulmasını sağlamaya çalışmalıyız. Evet, işte bütün bunlar bir yönüyle kulun Allah’ı anlatma adına birer gayretidir. Yukarıda zikredilen hadisten kastedilen mânâ da bu olsa gerek.

2