Gayreti̇mi̇z Ve Gayret-i̇ İlâhî
Kulun, Cenâb-ı Hak katında en makbul davranışlarından biri de hiç şüphesiz onun Allah adına hayırhahlık yapmasıdır. Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu hadisi bu durumun tescili mahiyetindedir: “Din nasihattir.” Buna karşılık sahabi, “Kimin için (nasihattir?)” diye sorar. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de: “Allah için, Kitabı için, Peygamberi için, Müslümanların imamları için ve bütün Müslümanlar içindir.” cevabını verir.
Evet, günümüzde Kur’ân talebelerinin, kâinat kitabını âfâkî-enfüsî istidlâl yollarıyla yorumlayarak, başkalarının keşf, müşâhede, murâkabe tarikiyle anlatmak istedikleri Zât-ı Ulûhiyet’e ait hakikatleri, birinci derecede bilimin mevzuu hâline getirmeleri, böyle bir nush anlayışı içinde değerlendirilebilir. İlk başta sadece bir bilme, bir vicdan kültürü hâsıl etme de olsa, bütün bunlar hemen bütünü itibarıyla Cenâb-ı Hakk’ı tanıtma ve sevdirmeye yönelik şeylerdir ki, Allah Resûlü’nün diğer bir hadisinde ifade buyurdukları: “Allah’ı başkalarına sevdirin ki, O da sizi sevsin.” hakikatini netice verir.
Bu ölçüde duyarlılık, Allah adına hayırhah olmada bir ilk adımdır ki, her şey onunla başlar. Bundan sonraki safha ise, bu hakikatleri sürekli evirip çevirerek, herkesin kendi seviyesine göre derinleşip kendi letâifi ile onları bir menşûrdan aksettiriyor gibi aksettirmesi, sonra bu hâli muhabbete inkılâp ettirip aşk u şevkle derinleştirmesi ve her meseleyi getirip O’na bağlamasıdır ki bizim gayret dediğimiz şey de işte budur.