İçeriğe geç

Sözü, şöyle bir noktaya getirmek istiyorum; bir kimsenin, inandıktan sonra üveyik gibi kanatlanarak belli bir noktaya ulaşması, ancak yapılan amellerle mümkündür. Bu zorlu yolda elbette ki şeytanlar, bir yığın vesvese ve bir yığın tuzak kuracaklardır ama kendisini Hak ve hakikate kilitlemiş olan kutlular hep: “Hakikati o kadar ayan-beyan görüyorum ki, senin vesvesene rüyamda bile yer vermem mümkün değildir.” duygu ve düşüncesi içinde olmalıdırlar. Bu duygu ve düşünce insanda zamanla serpilir gelişir. Fıtratı, bunu kırk saatte almaya müsait olanlar kırk saatte, kırk günde almaya müsait olanlar da kırk günde, kırk senede almaya müsait olanlar ise kırk senede alacaklardır.

Hâsılı, üzerimize tevdi edilen vazifeleri en güzel şekilde ifa ederek Allah’a karşı ahdimizi yerine getirirsek, Cenâb-ı Hak da bize olan ahdini yerine getirecektir. Böylece vicdanlar bir tomurcuk gibi her gün biraz daha açılıp inkişaf edecek, biz de asıl hedefimiz olan rıza-yı ilâhîye ermiş olacağız.

3