İçeriğe geç

Üstad’ın bundan 40-50 yıl önceki bir müşâhedesini, bunca Allah’a iman etmiş ve gönül vermiş insanın olduğu şu döneme teşmil ve tâmim etmek doğru olmasa gerek diye düşünüyorum. Zira o, aynı mesele ile ilgili başka bir yerde, iman ve Kur’ân’a hizmet dairesi içine girenlerin imanla kabre gireceklerini müjdeler. Evet, bu insanlar her akşam-sabah ellerini kaldırıp: اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ“Allahım! İslâm’a gönül vermiş bütün Müslümanları Cehennem ateşinden koru.” diyerek birbirlerine dua etmektedirler.

Bu dua, ferden ferda herkes için söz konusudur. Bir insanın duasını bile geri çevirmeyen Allah’ın (celle celâluhu) bunca insanın duasına hayır demesini düşünmek, O’nun hakkında yapılacak en büyük suizan olur. Cenâb-ı Hak’tan ümidimiz, şimdilerde İslâm’ı tanıyıp kabullenen, O’na gönül veren şahısların –bir kısım ibadetleri eksik ve kusurları olsa bile– imanla kabre girmeyi nasip edeceği istikametindedir.

Burada üzerinde durulacak başka bir husus ise, Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri hayatı boyunca yazdığı eserlerle, insanların zihnindeki şüpheleri izale edip, imanı tahkime çalışan bir İslâm âlimidir. Belki de Cenâb-ı Hak, bu görevi daha çevik-çavak yapsın diye, ona bu imansızlık fezaat ve fecaatini göstermiş, aşk ve şevkle iman hizmetinde bulunmasını sağlamıştır.

4