Bu mânâlarla huzur-u ilâhiye gelen bir insan, okuduğu her bir âyetle gayb âlemine açılır ve gözündeki perdeler bir bir kalkarak Cennet ve Cehennem’e ait bütün hususiyetleri müşâhede etmeye başlar. Bir insanın gözündeki perde kaldırılarak, bir yanda alev alev yanan ateş, diğer yanda da cennet bahçeleri gösterilse o insanın aklı varsa elbette Cehennem yolunu terk edip Cennet yolunu seçer. Öyle de namaz, içindeki mânâ ve mahiyetiyle günde beş defa gözümüzden bu perdeyi kaldırır ve bizi mânâ âlemine nazar ettirir.
İşte namaz, bu mânâları ifade ettiği için gönül onda itminan ve inşiraha kavuşur. Bu itibarladır ki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), öğle sıcağının yavaş yavaş şiddetini yitirdiği bir demde Hz. Bilal’e (radıyallâhu anh), “Bize bir ezan oku!” deme yerine, “Bizi biraz ferahlandır ey Bilal!” demiştir.263 Hz. Bilal, söylenmek istenen mânâyı çok iyi anlar, aldığı bu emirle mescidin damına çıkar, ebedlere kadar devam edecek olan “Allahu ekber, Allahu ekber” nidalarıyla Medine-i Münevvere’yi inletirdi.