İçeriğe geç

Görüldüğü gibi burada âyet هُوَ “O” ile başlıyor. En’âm sûresi de Kur’ân’da هُوَ lafzının en fazla geçtiği sûredir. Biz burada sadece onlardan birkaçını zikrederek, Bakara sûresinin bu âyetiyle En’âm sûresinden alıp aktaracağımız âyetler arasındaki insicamın korunduğunu görmeye çalışalım:

هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ طِينٍ “O (Allah) ki, sizi çamurdan yarattı.”62 Evet siz, menşe itibarıyla bir çamur idiniz. Sonra Allah (celle celâluhu) sizi o çamurdan insan sûret, mânâ ve mahiyetine yükseltti.

وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ بِاللَّيْلِ “O (Allah) ki, gece uyku hâlinde sizi vefat ettirir.”63 Bu vefat ile size istirahatınızı temin etme imkânı verir.

وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَۤائِفَ الْأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَۤا اٰتَاكُمْ “Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, sonra size verdiği şeylerde sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur.”64

Halife olarak siz, Allah’ın iradesiyle kâinatına müdahale etme salahiyetini elde edip O’nun hesabına yerin tımarına, bağ ve bahçelerin ıslahına, ağaçların aşılanmasına müdahalede bulunduğunuz gibi aile, toplum ve devlet işlerini de O’nun iradesine göre tanzim edersiniz. Evet siz, yeryüzünde O’nun halifesi ve matmah-ı nazarısınız…

Bakara ve En’âm sûrelerinde bu âyetlerin uzun uzun izahı yapılmaktadır. Latîf bir tertip içinde En’âm sûresine kadar bütün sûreleri göz önünde tutmayan bir Zât’ın, bu insicam içinde ve bu keyfiyette söz söylemesi imkânsızdır. Bu itibarla da görünen insicam ve müşâhede edilen âhenk, beşer ifade gücünün çok çok üstünde ve mucizedir.

105