Bunlardan bilhassa Kâ’b b. Mâlik tek başına bir destan insandır. Şair ve Hazrec’in medar-ı iftiharı.. Tebük’e iştirak edemediği için verilen cezayı zehir yudumlar gibi yudumlar ama sadakatinden zerre kadar taviz vermez. İşte onu bu şekilde teslim alıp büyüleyen ilâhî beyan Hazreti Kur’ân’dır.
Allah Resûlü’nün “Allahım, onu Ruhü’l-Kudüs ile teyit buyur.” diye hakkında dua ettiği müstesna şair Hassan b. Sâbit;38 sözü kadar kılıcı, kılıcı kadar da sözü keskin büyük edip ve şair Abdullah b. Revâha; kardeşi Sahr’ın ölümü üzerine yazdığı mersiye ile o günün Arap dünyasını gözyaşına boğan, fakat İslâm’a girdikten sonra Kâdisiye’de dört evlâdını şehit vermesine rağmen metanetinden hiçbir şey kaybetmeyen ve evlatlarına hitaben, “Ne mutlu size ki benden evvel Resûlullah’a kavuştunuz. Ne mutlu bana ki bugün dört şehidin anasıyım.” diyen üstün kabiliyet, üstün yetenek şaire (kadın şair) Hansâ39 ve daha sayılamayacak kadar çok şair ve edibi de yine kendisine bağlayan, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’dan başka bir şey değildir.
Esasen meseleyi daha da şümûllendirmek mümkündür. Hepimizin yakından tanıdığı bütün büyük şahsiyetleri Kur’ân’ın câmiiyetiyle irtibatlandırmak hiç de yanlış bir yaklaşım olmasa gerek. Meseleye işte bu noktadan bakınca, İmam Gazzâlî, İmam Rabbânî, Fahreddin Râzî, Mevlâna Celâleddin, Bediüzzaman Said Nursî ve benzeri büyüklerin hemen hepsi Kur’ân’ın sonsuz ışığı etrafında dönen pervanelerdir ve Kur’ân, sadece kendisinde bulunan o sırlı ve kudsî cazibesiyle onları kendisine bağlamış ve hayranları hâline getirmiştir.
C. Kur’ân’daki İnsicam
Dipnotlar
- 38 Buhârî, salât 68, bed’ü’l-halk 6; Müslim, fezâilü’s-sahabe 151-152.
- 39 Bkz.: İbn Abdilberr, el-İstîâb 4/1829; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ğâbe 7/101.