Kur’ân-ı Kerim’in Allah kelâmı olduğunu işaretleyen hususlardan biri de ondaki insicamdır. Kur’ân, usta bir sanatkârın fırçasından çıkmış en nadide tablolardan çok aşkın bir insicam ihtiva etmektedir. Renkler öylesine münasip ve kullanılan malzeme öylesine yerli yerinde ve uygun düşmüştür ki tarifi imkânsızdır. Onda gözü tırmalayan, zevk-i selimi rahatsız eden hiçbir husus, hiçbir yön yoktur.
Meselenin tafsilatına geçmeden, Kur’ân’daki insicam sözünden ne anlıyoruz, şimdi de biraz onun üzerinde duralım:
Kur’ân’ın bütününde anlatılan hususlar âdeta onun her cüz’ünde de aynıyla mevcuttur. Öyle ki bütün Kur’ân’ı Bakara sûresinde, onu Fatiha’da, Fatiha’yı besmelede bulmak mümkündür. Bu sebepledir ki bir insan, Kur’ân’ın herhangi bir sûresine baksa ve “Bütün Kur’ân bu sûrede vardır.” dese yalan söylemiş olmaz. Hatta bu hususta yemin dahi edilebilir. Çünkü işin aslı onun dediği gibidir. Yani, Kur’ân’ın her sûresi âdeta küçük bir Kur’ân hükmündedir.
Kur’ân-ı Kerim ayrı ayrı zamanlarda, ayrı ayrı yerlerde ve ayrı ayrı vesilelerle nazil olmasına rağmen onun âyetleri arasında öyle bir insicam vardır ki, sanki o, aynı anda, aynı yerde ve tek bir sebep çerçevesinde nazil olmuş gibidir.
Evet, besmelede çekirdek hâlinde bütün Kur’ân vardır. Bu çekirdek, Fatiha’da filizlenmiş, Bakara sûresinde dal budak salmış ve bütün Kur’ân’la da çiçek açmış, meyve vermiş gibidir.. evet, çekirdekle meyve arasındaki nisbet, Kur’ân’ın âyetleri arasında da aynıyla mevcuttur.
Fakat burada bizim baştan sona bütün Kur’ân âyetlerindeki insicamı göstermemiz imkânsızdır. Onun için de, burada sadece bir fikir verme adına besmele ile Fatiha arasındaki insicama dikkat çekecek ve çok kısa olmak şartıyla Fatiha âyetleri arasındaki bütünlüğü göstermeye çalışacağız.