İçeriğe geç

Diğer taraftan; Cenâb-ı Hakk’ın tayin ve takdir buyurduğu mübahlarda bile nefse karşı müsamahasız davranarak, dinin emirlerini arızasız, eksiksiz ve kusursuz şekilde yaşamak bazı âlihimmet insanlar için bir hedef olabilir. Ne var ki, hususiyle umum insanlık söz konusu olduğunda dini yaşanmaz hâle getirmemek lâzımdır. “Bu din kolaylık üzere vaz’edilmiştir. Hiç kimse kaldıramayacağı mükellefiyetlerin altına girerek dini geçmeye çalışmasın; galibiyet dinde kalır.”3 mealindeki hadis-i şerifi hatırlatarak her fırsatta vurgulamaya çalıştığımız gibi, din kolaylık üzerine müessestir. Onu şiddetlendiren ve ağırlaştıran kendi aleyhine bir iş yapmış olur ve yenik düşer.

Nitekim bir sahabînin “Ben bütün gece boyunca namazkılacağım!”, başka birinin “Ben her gün oruç tutacağım!” ve bir diğerinin “Ben hiç evlenmeyeceğim!” dediğini işiten Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Allah’ı en iyi bileniniz ve O’ndan en çok korkanınız benim. Bununla beraber, ben ubûdiyete ait vazifelerimi yerine getiriyorum ama hanımlarımın hukukunu da gözetiyorum. Gece ibadetimi yapıyorum fakat istirahat de ediyorum. Bazı günler oruç tutuyor, diğer günleri iseoruçsuz geçiriyorum. Bu, benim yolumdur. Kim benim yolumdan yüz çevirirse, o benden değildir.”4 demiş ve getirdiği dinde ruhbanlık anlayışındaki gibi fıtrata ters bir zühd telâkkisinin olmadığını beyan buyurmuştur.

338