İçeriğe geç

Yazık değil mi o makama, o payeye!.. Bu mesele, öyle ulu orta konuşulacak bir mevzu değil ki!.. Bu meseleyle alâkalı, Kur’ân’ın muhtevasını baştan sona kadar bilmiyorsan.. Resûl-i Ekrem’in konuyla ilgili irşadını okuyup öğrenmemişsen.. Sahabe ve tâbiîn dönemlerinde ortaya konulmuş peygamber telâkkisinden haberdar değilsen.. nasıl oluyor da, hüküm beyan ediyorsun?!. İhtisas sahana girmeyen bir konuda hüküm vermekle de kalmıyor, akla zarar yakıştırmalarla cinni de insi de kendine güldürüyorsun; şeytana da ifrite de melabe oluyorsun. Allah aşkına, sen müdhike olmak için o mertebelere gelmedin ki!.. Çok ayıp ediyorsun!..

Başka birisi diyor ki, “İran’daki devrim olacağı ana kadar “türban” diye bir şey yoktu; devrimden sonra buraya geldi.” Hayret!.. İnsan, insaf eder biraz!.. Sen hiç neneni görmedin mi, nenenin anasını görmedin mi? Bu milletin kadınları dünden bugüne hep örtü kullanıyorlardı. Siz onun adını değiştiriyorsunuz; bazen tahkir kastıyla “sıkmabaş” diyorsunuz, bazen de korkunç bir imaj vermek için “türban” kelimesini suiistimal ediyorsunuz. Örtüye “türban” diyerek, –şayet bilgisizliğinizden değilse– meseleyi çarpıtıyor ve örtünün bir tehlike gibi algılanmasına çabalıyorsunuz. Başörtüsüne “türban” demek suretiyle terminolojiye ait bir hata daha işliyor, nüansları görmeme şeklindeki ayrı bir körlüğe düşüyorsunuz. Başörtüsü İran’dan gelmiş bir âdetmiş!.. Hayır, İran’dan, Turan’dan gelmedi; senin annen, nenen, nenenin annesi… Onlar tâ kadimden bu yana başlarını böyle örtüyorlardı.

252