İçeriğe geç

Meselenin dinî buudu böyle iken kalkıp başörtüsünü farklı adlar altında da olsa başka kaynaklara bağlamak, bu mevzuda tuhaf ve birbiriyle tutarsız iddialar ortaya atmak çok gülünç kaçmaktadır. Tesettüre, bazı mülâhazalarla karşı olan çıkabilir, ama bunun İslâm’da olmadığı iddiası ileri sürülemez. Hele hele, en basit meselelerde bile, aklın ve bilimin icabı olarak işin uzmanına müracaat edilirken, Allah’ın marziyatının, bizden neler isteyip neler istemediğinin ifadesi olan din konusunda rastgele konuşulamaz. Bu, en hafif ifadesiyle gayr-ı aklîliktir, gayr-ı ilmîliktir, had bilmemektir. Dahası, ülkemizde din işlerini tanzimle vazifelendirilmiş Diyanet Teşkilâtımız ve ona bağlı çalışan Din İşleri Yüksek Kurulu vardır; onlar hem bu konuların mütehassısıdır, hem de salahiyet sahibi kılınmışlardır. En azından, onlara müracaat edilmeli ve onların sözleri dinlenilmeli değil midir?!.

Heyhat ki, pek çokları işin aslını faslını bilmeden rahatlıkla konuşabiliyorlar. Hatta bazıları, cehaletlerine rağmen sükut etmemelerinden dolayı çok komik duruma düşüyorlar. Meselâ; bazı kimseler “Başörtülüler, saçları yemeklerin içine düşmesin diye örtünüyorlar!” diyebiliyorlar. Milletin imkânlarıyla bir kısım payeler kazanmış, bazı yüksek mevkilere gelmiş ve belli seviyeleri ihraz etmiş kimseler, bu kadar gülünç sözleri telaffuz edebiliyor ve herkesi kendilerine güldürüyorlar.

251