İçeriğe geç

Hâsılı; keşke, güç, kuvvet, servet, zekâ, hafıza, beyan kabiliyeti ve daha değişik imkânlar gibi, zâhirî fâikiyet unsurlarını, Hakk’a karşı birer medyûniyet, tevazu ve mahviyet vesilesi saysak… Keşke, Allah’ın ihsan ettiği bütün bu mazhariyetleri, O’na bağlı görme şuuruyla ölçüp, biçip, değerlendirerek, onları gönüllerimizde iki büklüm olma duygusuna çevirsek… Keşke, bütün tavır ve davranışlarımızı Hak karşısında rükû ve secde hâliyle, insanlar karşısında da saygı ve muhabbetle bezesek… Keşke, takdir edilip alkışlanmadan dolayı şımarıklığa, çevremizin hüsnüzannı sebebiyle küstahlığa ve ferdî enaniyetleri besleyen âidiyet mülâhazası ile de fâikiyet tavrına asla girmesek… Girmesek ve hep sade yaşasak, sade düşünsek ve sade konuşsak… Keşke!

405