İşte, böyle kötü bir akıbete dûçar olmamak için, كُونُوا لِلّٰهِ hakikatine sığınmak ve bütün amellerde Allah rızasını gözetmek gerekmektedir. İhlâs Risalesi’nde de ifade edildiği gibi; “Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız hâlde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.”5 Onun için, bu iman hizmetinde, doğrudan doğruya ve yalnızca Cenâb-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmak icap eder. Mademki, ihlâsla yapılan bir dirhem amel, ihlâssız batmanlarla amelden üstündür, öyleyse, büyük-küçük her iş O’nun hoşnutluğu gözetilerek ortaya konmalıdır. Bu hususa da dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri, yalnız, kimsesiz, garip bir vaziyette iken ve insafsız bazı memurların takipleri ve baskıları altında olmasına rağmen birkaç talebesiyle beraber yaptığı hizmetin kendi memleketinde ve İstanbul’da yüzlerce, belki binlerce yardımcıyla muvaffak olduğu hizmetten çok daha büyük olduğunu beyan etmekte ve bunu sayıları az da olsa o talebelerinin ihlâsına bağlamaktadır. Sonra da “İnşaallah tam ihlâsa muvaffak olursunuz, beni de tam ihlâsa sokarsınız.”6 diyerek, mütevazi bir kulun ruh portresini sergilemektedir.
Tetikte Olmalı…
Dipnotlar
- 5 Bediüzzaman, Lem’alar s.200 (Yirmi Birinci Lem’a, Birinci Düstur).
- 6 Bediüzzaman, Lem’alar s.203 (Yirmi Birinci Lem’a, Üçüncü Düstur).