Şayet, siz de irşad ve tebliği hayatınızın gayesi kabul etmişseniz, herkesten daha ziyade, hâl, tavır ve davranışlarınızı كُونُوا لِلّٰهِ emri çerçevesinde ortaya koymaya çalışmalısınız. Çünkü, Allah için olunca fevkalâdeden bir genişliğe ulaşırsınız; şayet, her şeyi Allah’tan bilirseniz, Cenâb-ı Hak sizin irade gücünüze, görüş ufkunuza, duyuş alanınıza ve beyanınızın tesirine Zât’ına ait nâmütenâhîlikten nihayetsiz ihsanlarda bulunur. Bunların hepsi hem bu dünyada meyvelerini verir, hem de nâmütenahîlik adına birer yatırım hâline gelerek öbür âlem için azık olarak biriktirilir. Fakat, meseleleri kendi darlığınızla ele alırsanız, hem sürekli o darlığın mahkûmu olursunuz, hem de her işinizde kendi iradenizle, kendi görüşünüzle, kendi duyuşunuzla ve kendi beyan kabiliyetinizle sınırlı kalırsınız. Ayrıca, Hazreti Üstad’ın da ifade ettiği gibi, hak ve hakikate hizmet yolunun esası ihlâstır. Samimi ihlâsı kıran adam, ihlâs kulesinin başından sukût eder ve ihtimal, gayet derin bir çukura düşer.11 Zira, bir insan ne kadar ilâhî lütuflara mazhar olmuşsa, ihlâsa muhalif davrandığı zaman içine düşeceği çukur da o ölçüde derin olur. Pek çok teveccüh ve iltifat görmüş, bir kere harem dairesine alınmışsanız, artık sizden konumunuzun hakkını vermeniz beklenir. Şayet, o daireye yakışır bir hâl sergilemez ve ona göre bir mârifet ufkuna ulaşma peşine düşmezseniz, bu defa o dairenin kapısı sizin için bir kere daha aralanır ama bu defa size dışarısı gösterilir. Artık, sizi koridorda da tutmazlar; orada sizden geri insanların bulunmasına izin verseler bile, size dış kapıyı işaret ederler. Bu açıdan da, sizin bütün amellerinizde sadece Allah rızasını gözetmeniz; meylü’t-tefevvuk gibi mülâhazalardan olabildiğine uzak durmanız; şan, şöhret, makam, mansıp ve halkın teveccühü gibi beklentilerden fersah fersah kaçmanız icap eder.
Dipnotlar
- 11 Bediüzzaman, Lem’alar s.204 (Yirmi Birinci Lem’a, Dördüncü Düstur).