İçeriğe geç

Rabbim ulema olmasak da bizi de burada istenilen yüksek vasıflarla serfiraz kılsın. Keşke sadece ulema değil herkes, azami takvayı esas alsa, hatta takvanın azamisini de aşarak vera’ dairesi içinde yaşasa ve bir mecburiyet, bir farz vazifeyi ifa söz konusu değilse şüpheli hiçbir şeyin içine hiçbir zaman girmese; girmese ve dilleriyle dudaklarıyla, gözleriyle, kulaklarıyla, elleriyle, ayaklarıyla hep o takva dairesi içinde dolaşıp dursa ve gereksiz, mâlâyanî şeylerden uzak durmak suretiyle hep vera’ ufkunu takip etse. Böyle davranmak kim bilir onları hangi kıymetlere ulaştıracak ve onları nasıl kıymetler üstü kıymete haiz hâle getirecektir.

Günümüzde inanan insanlar olarak bizler, gönüllere hak ve hakikati duyurma, yeni bir diriliş faslı açma, ruhlarda ba’sü ba’de’l mevt duygusunu inkişaf ettirme ve geçmişteki ihmallerin bugünümüzü kararttığı gibi bir kere daha bizden sonraki nesillerin geleceğini karartmama, atmosferini kirletmeme adına hayatın her noktasında, toplumun farklı kesimlerinde bulunma zarureti duyuyor, böyle bir zarureti bir vazife olarak görüyor ve ona farzlar üstü bir farz gözüyle bakıyoruz. Kanaat-i vicdaniyemiz ile hareket ederek, elbiselerimize sıçrayan kirlere belva-yı âmm deyip gezilmeyecek çarşılarda dahi geziyor ve değişik yerlerde bulunma lüzum ve zaruretini duyuyoruz. Bu yolda bulunurken bazen paçalarımıza çamur sıçrıyor, hatta ondan da öte levsiyat bulaşıyor.

124