İçeriğe geç

Hâlbuki şuuraltı müktesebatı, insanın hayatı boyunca karşılaştığı sıkıntı ve problemler karşısında bir can simidi gibidir. Zira insan hayatın değişik dönemlerinde akıl, mantık ve ilmî müktesebatıyla üstesinden gelemeyeceği meselelerle karşılaşabilir. İşte bu durumda, insanın bir dönem güvendiği ve kendisi için birer kanaat önderi konumunda bulunan annesi, babası veya hocasının daha önceden ona verdiği, kazandırdığı duygu ve düşünceler onun imdadına yetişir. Evet, belli bir dönem insan, evde anne-babasından, mahallesindeki cami ve mektepten sağlam ve sıhhatli bilgiler almışsa ve onları bir dosya hâlinde korteksine yerleştirmişse, zannediyorum üstesinden gelemeyeceği meseleler karşısına çıktığında bu şartlanmışlığının ona çok faydası olacak ve neticede o problemlerin, o vesvese ve tereddütlerin üstesinden gelecektir. Öyle ki bir dönem gerçekleştirilen o beslenme ve donanım, bir boşluğu geçme veya bir dereyi atlama adına birer köprü vazifesi görecektir. Zaten şartlandığınız müktesebatınızla siz o ilk sarsıntıyı atlattığınızda, daha sonra akıl ve mantığınızla o meseleyi çözer, üstesinden gelirsiniz. Meselâ, uzmanlara müracaat eder, değişik ilim dallarından faydalanır ve meselenin aslını öğrenir, zihninizdeki problemi hall ü fasl edersiniz. Kim bilir belki de hemen pek çoğumuz, hayatımızda karşılaştığımız bir kısım boşluk ve çukurları ilk önce aklî ve mantıkî bir zemine oturtamamış, evvela anne-babamızdan aldıklarımızla o durumu atlatmış, daha sonra da o meseleyi mantık ve muhakeme zemininde çözüme kavuşturmuşuzdur. O hâlde biz, bize emanet edilen çocukların ilerleyen zamanlarda insî ve cinnî şeytanların vesvese ve tuzaklarına düşmemeleri için şuuraltı beslenme dönemini çok iyi değerlendirmeli; değerlendirip bu safhada herhangi bir boşluğa fırsat vermemeliyiz.

326