İçeriğe geç

Bundan dolayı hilm u silmin temsilcisi bir mü’minin, bu tür naseza, nabeca sözlerle karşılaştığında, onlara cevap vermek yerine o kem sözleri sahibiyle baş başa bırakıp orayı hemen terk etmesi daha muvafıktır. Çünkü bile bile gerçeği inkâr edip seviyesiz bir üslûpla mugalâtalara giren bir kişiye olumlu herhangi bir şey anlatabilmeniz mümkün değildir. Orada durmak hak ve hakikate fayda getirmekten ziyade zarar verir. Çünkü biraz önce de ifade edildiği üzere çirkin ve incitici bir üslûpla hissiyatınıza hitap eder ve siz hiç istemeseniz de, o tür bir seviyesizliğin içine çekilmiş olursunuz. Hâlbuki mekân değişikliği yapmak, o gergin ve sıkıntılı ruh haletinden sıyrılma adına önemli bir faktördür. Siz o tür bir durumla karşı karşıya kaldığınızda onları Allah’a havale edip yüz çevirir ve o mekândan ayrılırsanız iradenizin hakkını vermiş ve hissiyatınızı baskı altına almış olursunuz. Başka bir âyet-i kerimede bu husus nazara verilip inanan gönüller şöyle ikaz edilir: وَإِذَا رَأَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِۤي اٰيَاتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِه۪“Âyetlerimiz hakkında alaylı tavırla münasebetsizliğe dalanları gördüğünzaman, onlar başka bir konuya dalıp gidinceye kadar kendilerinden yüzçevirip uzak dur!”5 Evet, dinle, diyanetle, dindarla alay edip durulan bir yer gazab-ı ilâhîye müstehak bir mekândır ve bundan dolayı mü’min bu durum karşısında onlarla aynı mekânı paylaşmamalıdır; paylaşmamalı ve kendine yakışır bir üslûpla, rahmet-i ilahîden mahrum o mekânı terk etmelidir.

Omuzlarımızda Yılların İhmali

49